14 Mart 2014 Cuma

Kıyas

İnsan ne ile yücelir? Yüzüne dokunan tebessüm gerçeğe bürünmek için hangi şartlara ihtiyaç duyar? İlla ki bir şeyleri kıyaslamak gerekiyorsa insan en çok kendini tartıp dününü bugününe katması gerekmez mi? Gün gelip cevaplar bulamayacak, soru soramayacak takata bürünen insan, başka bir güne geçmişin birikimlerini toplayacak güçle uyanabilir. Hangi insan kaderin kendisine bıraktığı sahnede tökezlemez, nefesi kesilmez ve çoğu zaman yüzü kızarmaz. Hele ki o allar çoğunluğun noktacıklarında görünmez olmaya mahkumken... İç sesini duyamaz olduğunda insan, her göze yerleşen başka başka bakış açılarını memnun etmeye çalışacak kadar acizleşirken, susmalı insan. ve düşünmeli kendini kendiyle kıyaslayacak iradeye kavuşmalı. İnsan en çok kendiyle yarıştığında yorulmaz ve insan daima kendini sorgularken adil olmayı öğrenebilir. Yıllarla birlikte hâlâ damarlarında taze bir fidanın korunaksızlığı ile ulu bir çınarın sertliğini taşıyabilen narin bir organ ile büyür insan. Kalp, çocuk ruhu taşıyabilenlere hayatın gerçekliği arasından sıyrılıp kendi olma şansını tanır. İnsan kendi olmayı başardığında, kendine bir çocuğa bakar gibi sahip çıkar, korur, kollar ve şefkatin ellerinden hiç umulmayan sert kabuklara bürünmüş bir güce ulaştırır. Çocuk masumiyetini saklayabilmiş, daima gülümsemeyi başarabilen insan zaten gücün zirvesine yerleşmiştir. Bu sebeple insan en çok kendini bilmeli ama hatalarının onun mükemmele ulaştıran bir gereklilik olduğunu unutmayarak...

0 yorum:

Yorum Gönder

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena