25 Aralık 2013 Çarşamba

İnsanca

Mevsimler geçerken, yalnızca geçmişi düşünmekle zaman kaybedenler insanlar yahut hep geleceği tasarlarken yitip giden zamanlar var. En son ne zaman sevdiklerimize sevdiğimizi derinden hissettirdik? Küçük detaylarla yüzlerindeki tebessümden kendimize pay çıkarabildik? Ayrıntıların hayatı güzel kılan nedenler olduğunu unutalı çok zaman oldu. Sesimizi arkadaşların sesine katıp dostluk adına temel atmak için kaçımız elini benlik cebinden çıkarttı? Vaktimiz neden hep kısıtlı? Bir koşturmanın içinde zaman akıp giderken, yaşamımızı bize özel yapacak ayrıntıları nerede bıraktık? Kendimizle kalabalıklaşırken, yalnızlığı ne ara kendi tarifinden soyutladık? 

Elimizde küçük bir buketle kalbimizde beslediğimiz sevginin renklerini, sevdiklerimizin avucuna bırakmayalı geçen zamanlar epey oldu. İçtenliği karşılıklı sevgi alışverişlerine bırakalı çok oldu. Aslında ilk arayan soranın kıymetli oluşu unutuldu. Bir gülüşe müsebbip olmanın hafifliğini kalbimize yaşatmaya fırsat tanımadığımız zamanlar arttı, bereketsiz ömürlere dönüştü. Bir yudum çayı, demli muhabbetlerle içmeyeli, yalnızlığımızın açlığında yaşamaya başladık.

Oysa paylaşmak var olmak için gereklidir. Yaşamak için affetmek şarttır. Mutluluğu tarif edebilmek için hatalardan korkmamak gerekir. Hayatı hissedebilmek için insan insana muhtaçtır. Muhtaç olduğunu bilmek için ise yüce bir gönülle nefretten sıyrılmak mühimdir. İnsanı hüzne bulaştıran şey, kalbinde tortulaşmaya başlayan kırgınlıkların sevginin rotasından çıkıp kine bürünmesidir. Oysa hayat kısa bir serüvenin kalıcı olan anılarına güzellik katabilmektir.
Read More

17 Aralık 2013 Salı

Biraz

Sonsuza dek sürer mi hissettiklerin veya hislerinden doğan gerçeklikler ve gerçekliklerden kalan duygular? Ben seni gördüğümde sonsuzluğa dokunmuştum. Var olduğuma o an inanmıştım. ve içimde yaşamaya dair bir şey kalmıştı; Biraz umut çokça aşk.
Read More

16 Aralık 2013 Pazartesi

Sebep

Mutlu olmak için birkaç sebebimiz var. Aşk kokan yalnızlıklarımız var. Güneşle birlikte doğan umutlarımız, geceye saklanan hüzünlerimiz var. Gülümsemek için doyasıya ağlayacak nedenlerimiz var. Ansızın eşsiz olduğumuzu hatırlatan anlar var. Bir an gelir ki yaşadığına değecek hisler var. Var olmayı yoklukta aratacak gizemli bir şey var; hayat... Bir dokunuş var, ruhu uyandıracak bir söz. Bir sözü işitmeye değecek acılar var. Bir zahiri yokluk bir de içten içe yok oluş var. Elimde olsa olsa bir hayat var, gücü yetene dek mutlu olmaya yetecek birkaç sebep... Bir kaç sebepten büyüyecek ruhum var.
Read More

13 Aralık 2013 Cuma

Yazdıkça

Uzunca zamandır yazmıyorum. Sana susayan kelimelerin beklediği ilhamlar var. Çok neşeliyken elim kaleme dokunmuyor yahut hüzün akarken gözlerden söze mürekkep damlamıyor. Yazmıyorum bir müddet, içimde biriken sözleri dinliyorum, ya toparlanıp gidiyorlar ya da birikip susuyorlar. Bazı zamanlar yazmıyorum, kalbimden yükselemiyor anlamlar. Bazen düşüncede kaybolup bazen kalp de harmanlanıyor.Nadiren yazıyorum seni düşünmediğimde... Bir bakıyorum yazılanlarda sana dönüşüyor.  Düşündükçe yazıyor, yazdıkça düşünüyor, hep seni yaşıyorum...
Read More

11 Aralık 2013 Çarşamba

Buğulu Düş

Buğulu camlardan gözlerime değen beyaz düşlere dokundum. Usulca esen rüzgar gür sesiyle saçlarımı okşadı. Kar, adına beyaz düşlerden isimler takındı. Yalnızlık yolculuğuma eşlik ederken, kar taneleri kelime kelime gökyüzünde yazıldı. Kafiyeli göründü, beyaza çalınmış gök. Ellerim üşüdü o an. Yüreğimi ısıtacak ilhamı gözlerime içirdim. Buğulu camlara yazdım adımı, adından bir adım ötedeyken. Kalbim üşüdü. Kar iz bırakmak istercesine ayak izlerime yağdı. İzlerime kısa yolculuklardan uzun hikayeler uydurdum. Cılız dallara tutunmuş kar taneleri gibi kalbine değdim. İşittin mi? Soğuk hissedilmez oldu, kar büyüsünü içirirken gözlerime, kalbim isminle donup kaldı. Buğulu camlarda baş harflerimiz yazılı kaldı. Cılız bir sesle yalnızlığın derin beyazlığına kar tanelerini yoldaş edindim. Çok üşüdüm, yokluğuna bembeyaz sebepler giydirdim. 
Read More

9 Aralık 2013 Pazartesi

Yaşamak

Değiştirilecek çok neden var. İnsan sebepsiz yürümüyor. Bazen inanmak için sımsıkı sarıldığı nedenlerin sarsılması gerekiyor.  Ya da bir an susmak ve yaşadığı ne varsa içinde kurduğu mahkemede adil olduğuna karar kılmak... Vazgeçmek yenilgilerin en büyüğü yahut yaşamaya küsmek... Gücenme darılma hakkımız yok, vakit yok. Yaşamak sonsuz bir deryanın içinde damla olabilmek. Saydam bir damladan ya gökyüzünün ya da toprağın renginde görünebilmek. Değişecek çok sonuç var. Geçmişi derleyip yeni güne açılacak bir yığın neden var. İnanmak için geç denildiğinde erken yola çıkılan zamanların hatırı var. Yalnızca yaşamın selamını borç bilip kendine layık yaşamak var. 
Read More

7 Aralık 2013 Cumartesi

Gökyüzü

Sevdiğim şehirler var, görmediğim. Her gün sesini işittiğim fakat tonuna alışamadıklarım var.İnanmaya çalışıp samimi bulamadıklarım da çok... Dinlemeyi sevdiğim anlar var akıl vermeye meraklı insanlar tarafından boşuna işgal edilen. Sonrasında konuşmayı sevdiğim anlar var ego savaşlarından yenilgiyi seçtiğim. Yüklemi aradığım cümleler var öznelere yüklenmekten yer bulamadığım. Özel kılmak istediğim özneler var yüklemini getiremediğim. Gülmek istediğim zamanlar var gerçeklerden fırsat bulamadığım. Gerçeklerden sıyrılmak istediğim anlar var tebessüme mecalim kalmadığında. Bir türlü dengeyi tutturamadığımdan geçen zamanlar var, ah, vah yaptığım. Elimin kolumun bağlandığı bomboş düşüncelerin salındığı anlar var, bir de dünyayı ele geçirdiğim yüksek sesli ümitlerim var. Aynı sabahlara başka gözlerle uyandığım, bambaşka ruhları yaşattığım, tüm çizgileriyle bana ait olmayı bekleyen bir yaşam var. Var şimdilik. Kaderin sır vermediği bir çizgide yürüdüğüm, korkularımın derin denizine düşmekten sakındığım, sımsıkı sarıldığım koca gökyüzüm var adına umut dediğim...
Read More

4 Aralık 2013 Çarşamba

Kış

Kış geldi, kusurları örten yeşil, mavi tonlar şehri terk etti. Yağmur bir yandan, gri bulutlar öteden karamsarlığa meyilli bakışlarımı kapladı. Eskiden beri hüznü seven sözlerim bu defa gülümsemek için elinden geleni yapmaya kararlıydı. Mutlu anları sabitlemek istedim. Aklımdan geçen her güzel ânı, fotoğraf kareleri gibi tutturup  defalarca onlara baktım. Sonra kuru dallar, dökülen yapraklar, sisli İstanbul bir mana kazanmaya başladı. Koyu kaldırımlar, çarpık binalar, fazladan gürültü şehrin boğazında durup bir yutkunmayla gitti. Otobüs camından belli belirsiz seçilen yüzler, eller, kollar, dalga seslerini silen araba sesleri, uğultulu rüzgar hep birlikte şehrin kuru yapraklarıyla ezildi gitti. Sonra martı sesleri, bahara gebe saklı doğa, annesinin kucağında sadece gözleri görülen bir bebek, umutla gülümseyen, adımları sayılan yaşlı teyze, ya da varlığını yüreğinde her daim hissettiğim sevdiklerim gündüz karanlığına fener oldu. Kışlara bahane bulan ben bir an da mevsimleri önemsiz gördüm. Ürkütücü olan zamanın geçmesi değildi belki de. Yaşamdan kaçırdıklarımızı düşünüp daha bir sıkı tutundum kendime. Gemileri izledim, şehrin kusurlarını unutup güzelliğini görmek için seçici olmaya başladım. Kış geldi, kışlar
geçti. Biraz yaşadım biraz da zamana ayak uydurdum...
Read More

3 Aralık 2013 Salı

Çember

Yaşamdan ne hatırlıyorum? Dünden toparlanmış birkaç anı, yarından koparılmış biraz umut, bugünden çalınmış çokça zaman... En azından yarınlara heba edilen günlerin kıymetini bilmeye çaba lazım diye geçirdim içimden. Fazlaca kendim olmak istiyorum. En az açıklamayla beni anlayanlar olsun diye diliyorum. Sayısı az varlığı derinden adına sevgi denilen bir bağ olsun hayalim bu. Devrik cümlelerde gizli, düz anlamları çıkaracak kadar beni tanıyan bir insanın varlığında büyürüm biliyorum. Yahut mutlu etmek için çabalamayı bırakacağım. Ben olduğum için mutlu olanlardan bir çember olsun istiyorum etrafımda. Bir çember olmasına da lüzum yok iki el birbirine kenetlensin yeter ki. Kendi dünyamda sarmalayacağım bir gülüş yeter aslında...
Read More

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena