13 Temmuz 2013 Cumartesi

Perde

Bir sır vereyim mi? Mutluluk elimizde, dizlerimizin dibine oturmuş, bizden bir söz bekliyor, bir hareket. Çoğu zaman fark etmediğimiz mutluluk bazen gözümüze batarcasına yerini belli ediyor. Bugün pek inatçı bir hali var, dudaklarını bükmüş, söyleyeceklerini yutmanın verdiği doluluk yüreğini sıkıştırıyor. Bugün onu gördüm ya sitemi biraz geçmiş, konuşmak için can attığı hevesini perdeleyemiyor artık. Ansızın bastıran suskunlukları var ya da saçmalayan uzun cümleleri. Ordan burdan uçuşan mevzular, derinden gelenler hüzünler, kaynağı uzakta olmayan gülüşler. Alışkanlıkların yıllık yalnızlıkları, sözlerin yetersiz kaldığı uzun manasız sohbetler. Sonra gün var, güneş var, gün batımı var. Yağmurun sesi, kuşların cıvıltısı, yanaklarda beliren gamzelere sığınmış ufacık hikayelerin yalnızca dinlenen ellerine tutunmuş zamanlar var. Çok bilmiş mutluluğun kuytularına sığınmış dev sırlar var. Yaşamak bazen koyu renklere boğulmuş güneşin sıçradığı gökkuşağına dolanmış çaresiz yüreklerin görkemli hikayeleri ve okunan hikayelerin cılız seslerine kulak vermek bazen de gördüklerinden çok yaşadıklarına dem vuran uzun manalara kısa cümleler yazmak...
Read More

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena