22 Haziran 2013 Cumartesi

Uzak

En geç gelen duygu hatırı sayılır düşünceleri yerle bir etti, aldanmakla inanmak arasında gidip gelen bakışlar bir çift gülen gözle tebessüm dağıtan dudakları aradı. Onu da bulamayınca samimiyetle bezenmiş sözler işitmeyi bekledi. Nafile arayışların sonunda incilen kalp, kendini kat kat koruyacak sessizliği giydi. Hava sıcaktı ama üşüyen kalpti. İnsanların sonsuz görüp de kötülükleri kaftan giydiği ömürlerini görüp güldü. Gülmeyi hep severdi, sözcükleri nazenin seçmeyi, bilip bilmemeyi, anlayıp susmayı, Allah'a sığınmayı severdi. Hayat ona iyi insanların sustuğunu öğretmişti ama o suskunluğun tebessümle çerçevelenmiş olduğunu bilirdi. Gözlerine uzun yollar göründü, gönlüne yorgunluğun ağır çekime dönüşen kareleri oturdu. Kırgın gönüllerin teslimiyetine kapılıp, gözlerindeki umuda ışığından kattı, gülümsedi, geçti, gitti...
Read More

7 Haziran 2013 Cuma

Toprak


Bak, burada yağmur yağıyor, ellerim ıslandı sonra yüzüm, ardından yağmur kapladı etrafı. Kuruluğa karışan ıslaklık sildi attı çatlakları. Bakmakla olmadı defalarca görmek için gözlerimi kırpıştırdım. Sular birleşti, minik damlalar dev birikintilere dönüştü. Adımlarımdan uçuşan sulardan dev denizler oluştu; kendi adına büyüktü, bakan gözlerde nokta halini aldı.

Sözümü işitebilene söylemek, değeri taşıyabilene vermek isterim. Amaç kalbi imar etmekse dili kemiksiz insanlardan kaçınırım. Bu çekinmekle karıştırılmasın. Suskunluk en sert sözleri bile delip geçecek güce sahiptir. 

Güneşe bakarım, çiçeklere, mevsime, koşup giden zamana, devrilen aylara. Gönül hanesinde zamanla silinen eski dostlara. Zaman yorgunluğunu öyle bir hissettirir ki sadece ve sadece hoşgörü sahibi insanlara kapısı açılır sevginin. Ardından bir rüzgar çıkar ne kadar toz, kir varsa alır götürür, geriye çamuru kalır. Topraktan yaratılanın çamurlaşması ne kötüdür bir de o çamur silinmeye meyilsiz ise. Nice yağmurlar yağar da yıkayamaz kirlerini. Yağmur yağar, çamuru kalır, yağmur yağar parlak damlacıklar belirir, insandan insana öyle fark vardır...
Read More

3 Haziran 2013 Pazartesi

Var Yok Gibi

Sığındığım birkaç cümle var, nemli sayfalara bulanmış, araya karışmış okunaksız kelimeler de var. Gözlerimi keskin ışıkları ile söndüren sayfalar var, en derin sessizliği özetleyen tek bir cümle arayışındayım. Sığındığım kendimden kendimce aradıklarım var. Artık duymak istediklerimi, görmek istediklerimi belirleyen bir tahammül sınırım. Sınırlarımı belirleyen derin bir anlayışın eğildikçe sınanan sabrıyla inceldiğim gerçeği var. Varım sonra yok ama varlığımı silinmez kılan doğruları içime sindiren inancımı kıtasız, yersiz zamansız sonsuzluğa götüren derin bağlarım var.
Read More

Görünür Olan...

Yalanların korku dolu olanından çevrelenmiş dört bir yan. Bir yaşam ki; sürekli çabanın ellerinden tutmak zorunluluğunda ve bir söz ki yazmaya ihtiyacı var nefes alamıyor. Ne uzun düşlerin ne de kaygıların temeli inebiliyor derinlere. Meçhulun gölgesinde kararıyor ümitler. Yanlışlar doğruları sustururken elinden geldiğince beklemek geliyor içimden. Uzun müddet susmak. Gerçekler hep susuyor. Zamanın eskittiği düşünceleri ömür kemiriyor. Bir anda boşluğun gövdesine yaslanıp anlamaya çalışıyorum ve ürküyorum. Değişen ne varsa bana benzemiyor. Renkler uzaklaşıyor gözlerimden, sesler değişiyor, belleğimde birkaç cümle kalıyor. Anlamları tutunamıyor karşılığında; her şey değişken. Bilmek yetmiyor bir de yaşamak, yaşamın içine inandıklarından bir demet kelam, sayısız davranış sunmak, Gücünü yitiren seslere önder olacak başlangıçları yazmak. Acizliğin kolları hayallere uzanamıyor, gerçekliğin acısı sevginin ellerinde çırpınıyor. Sonra hep aynı vurgularla yitirilen cümleler duyuluyor. Ben gözümü yükseklere diktikçe alçaklardan sesler yankılanıyor.

Görünürde aldatıcı bir rüzgar, gözlerde anlamsız beslenen yargılar. Güzeli de çirkini de farklı kılan bakışların emin halde salınan hallerine gülüp geçilen uzun zamanlı yalnızlıkların dostluğu. Ben miyim içinde konuşan benliğin dışa vuramayan mütevazi yüzü. Bir yanımda zaman bir yanımda zamanı da utandıran insancıklar. Henüz uzun bir yol var, kapımın  önünde yolların tozunu toplamış bir çift pabuç. Kirini bulaştırmaktan korktuğum tabanına yolların hikayesini yazmış ama kirletmeden okumayı bilmek lazım, okudum ve yazdıklarım gözlerimde süzülen kelimelerden uzaklaşıp kendi oldu. Issız bir kapının dev haysiyetini besleyen sağlamlığında gerçek dostlar kapıyı vurdu.
Read More

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena