4 Aralık 2013 Çarşamba

Kış

Kış geldi, kusurları örten yeşil, mavi tonlar şehri terk etti. Yağmur bir yandan, gri bulutlar öteden karamsarlığa meyilli bakışlarımı kapladı. Eskiden beri hüznü seven sözlerim bu defa gülümsemek için elinden geleni yapmaya kararlıydı. Mutlu anları sabitlemek istedim. Aklımdan geçen her güzel ânı, fotoğraf kareleri gibi tutturup  defalarca onlara baktım. Sonra kuru dallar, dökülen yapraklar, sisli İstanbul bir mana kazanmaya başladı. Koyu kaldırımlar, çarpık binalar, fazladan gürültü şehrin boğazında durup bir yutkunmayla gitti. Otobüs camından belli belirsiz seçilen yüzler, eller, kollar, dalga seslerini silen araba sesleri, uğultulu rüzgar hep birlikte şehrin kuru yapraklarıyla ezildi gitti. Sonra martı sesleri, bahara gebe saklı doğa, annesinin kucağında sadece gözleri görülen bir bebek, umutla gülümseyen, adımları sayılan yaşlı teyze, ya da varlığını yüreğinde her daim hissettiğim sevdiklerim gündüz karanlığına fener oldu. Kışlara bahane bulan ben bir an da mevsimleri önemsiz gördüm. Ürkütücü olan zamanın geçmesi değildi belki de. Yaşamdan kaçırdıklarımızı düşünüp daha bir sıkı tutundum kendime. Gemileri izledim, şehrin kusurlarını unutup güzelliğini görmek için seçici olmaya başladım. Kış geldi, kışlar
geçti. Biraz yaşadım biraz da zamana ayak uydurdum...

2 yorum:

  1. Bir sonbahar aşığı olarak çok beğendim!
    Kalemine sağlık...

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim Salkım Saçak Yasemin Yağmurları :)

    YanıtlaSil

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena