18 Eylül 2013 Çarşamba

Narince Eylül

Ansızın yağan yağmur mu bekliyordu eylülü. Eylül mü hapsetmişti biriken damlaları. Hani tüm hüzünleri deviren bir kahkaha patlatmıştı yazdan son esintiler. Ver elini hüzünden renk bulmuş cılız güneş. Yaşat yeniliklerden büyüyen anıları. Bu kadar veda varken insan niye alışmaz ki değişen göklere, sönen yıldızlara, doğan mevsimlere. Gel yağmur, dokun gözlere, ürpert kalpteki salınan tomurcukları ve alıştır acının dibinde saklı gülüşleri gamzelere dokundurmaya... Eylül gibi yaşa, dev gibi hüznü yaşama ufak ufak sindir... Yabancı değilsin bu seslere aslında yaşarken biliyordun her anın zamanın değirmeninde öğütüldüğünü. İçinden bestelenen seslere bir melodi olsun gülüşlerin. Yaşanmışlıklar değil midir üstüne üstüne yürüyen acıların. Devrik cümleleri sevenlere doğdu eylül, biraz melankolik biraz gizli bir sevincin karması, yaprağa biraz güneş biraz kış dokundu. Anılara pamuk pamuk süsler takıldı. Kurşuni bir güneşten, yaşam sürprizlere yer açtı, eylül gibi asi, eylül gibi narince...

0 yorum:

Yorum Gönder

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena