7 Haziran 2013 Cuma

Toprak


Bak, burada yağmur yağıyor, ellerim ıslandı sonra yüzüm, ardından yağmur kapladı etrafı. Kuruluğa karışan ıslaklık sildi attı çatlakları. Bakmakla olmadı defalarca görmek için gözlerimi kırpıştırdım. Sular birleşti, minik damlalar dev birikintilere dönüştü. Adımlarımdan uçuşan sulardan dev denizler oluştu; kendi adına büyüktü, bakan gözlerde nokta halini aldı.

Sözümü işitebilene söylemek, değeri taşıyabilene vermek isterim. Amaç kalbi imar etmekse dili kemiksiz insanlardan kaçınırım. Bu çekinmekle karıştırılmasın. Suskunluk en sert sözleri bile delip geçecek güce sahiptir. 

Güneşe bakarım, çiçeklere, mevsime, koşup giden zamana, devrilen aylara. Gönül hanesinde zamanla silinen eski dostlara. Zaman yorgunluğunu öyle bir hissettirir ki sadece ve sadece hoşgörü sahibi insanlara kapısı açılır sevginin. Ardından bir rüzgar çıkar ne kadar toz, kir varsa alır götürür, geriye çamuru kalır. Topraktan yaratılanın çamurlaşması ne kötüdür bir de o çamur silinmeye meyilsiz ise. Nice yağmurlar yağar da yıkayamaz kirlerini. Yağmur yağar, çamuru kalır, yağmur yağar parlak damlacıklar belirir, insandan insana öyle fark vardır...

2 yorum:

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena