16 Mayıs 2013 Perşembe

Hayırlı Kandiller



"Kâinatın yegâne hâlıkı olan Mevlâmız yarattıkları içinde hiçbir varlığı sebepsiz ve hikmetsiz yaratmamıştır. Yaratılanların en şereflisi ve en mükemmeli olan insanoğlu da elbette sebepsiz ve hikmetsiz yaratılmamıştır. İnsanoğlunun yaratılmasındaki sebep hikmet ve gaye hiç şüphesiz Allah’a iman ve kulluktur. Çünkü Mevlâmız Kur-an’ı Keriminde:
“Muhakkak ben, insanları ve cinleri ancak bana ibâdet ve kulluk etsinler için yarattım.” Buyurmaktadır. Yine Sure-i Mülk ün ikinci ayetinde
 “O Allah-u Zülcelal ki sizin hanginiz daha iyi, daha güzel ibâdet edecek diye sizi imtihan için ölümü ve hayatı yarattı.(Buna rağmen kullukta kusur edenler için) Allah-u Teâla, Aziz ve Gafur dur. (Dilerse azab eder, dilerse mağfiret eder.) buyurmaktadır.
İbâdet için yaratılan ve imtihan için dünyaya gönderilen insanlara verilen ömürler ise farklıdır. Meselâ insanlığın babası Adem(A.S) bu fâni dünyada bin yıl yaşamıştır. Nuh (A.S), İdris (A.S) da ona yakın ömür sürmüşlerdir. Yine diğer Peygamberler ve ümmetleri yüzlerce yıl yaşamışlardır. Ümmeti Muhammed'in ömrü ise diğer Peygamberler ve ümmetlere kıyas edilemeyecek  derecede azdır.
Kâinat kendi yüzü suyu hürmetine yaratılan Efendimiz (S.A.V) bile bu Dünyada Altmış üç yıl misâfir kalmıştır. Aynı şekilde onun ümmeti olan bizlerde ortalama olarak yarım asrı geçen, altmış-yetmiş yıllık kısa bir ömre sahibiz. Seksen veya doksan yaşına girmiş insanlar, hele hele yüz yaşına girmiş kişiler tamamen hayreti mucip olmakta, basında ve yayında taaccüp vesilesi olarak teşhir edilmektedir.
Bir tarafta yüzlerce yıl yaşayan Peygamberler ve ümmetleri, diğer tarafta ümmeti Muhammed’in kısa ömrü. Bütün insanlardan istenen vazife ise aynı; iman, itâat kulluk ve ibâdettir. İlk bakışta şartlar eşit değil gibi gözüküyor. Ama işte burada Cenâb-ı  Mevlâmızın mânevi iltiması ve Ümmeti Muhammed için hazırladığı hususi zamanlar bizim için büyük fırsat teşkil etmektedir. Bu hususi zamanlar en iyi şekilde değerlendirilir ve ihya edilirse, yüzlerce yıl yaşayan insanların elde edemeyeceği derece ve mertebeye ümmeti Muhammed’in ulaşması mümkündür.
İşte üç aylar, hususiyle Eşhur-u Hurumdan olan Receb-i Şerifte bire yüz, Ramazanı Şerifte ise bire bin ve hatta hesapsız olarak ibadetler karşılığını bulur.
Nasıl ki bir otomobilin yıllık bakım ve onarıma ihtiyacı varsa; bu aylar da Ümmet-i Muhammed’in kendine çeki düzen vermesi, mânevi olarak bakıma alması gereken aylardır.
Tarlaya ekilen hububâtın verimli olabilmesi için, tohum ekilmeden önce iyice sürülmesi hazırlanması, ekildikten sonra da zararlı otlardan temizlenmesi ve gübrelenip sulanması lazımdır. Böyle yapıldığı takdirde hasat mevsiminde Allah’ın lutfuyla istenen hâsılatı elde etmek mümkündür. 
İşte Ümmeti Muhammet için Receb-i Şerif ayı; gönül ve letâif bahçesini sürme, hazırlama ayıdır. Şaban-ı Şerif; ihlasla tohumu ekip zararlı şeylerden Allah’ın feyziyle, zikriyle, ibadetiyle meşgul olarak temizleme ayı, Ramazan-ı Şerif ise iman, ibadet cihetinden manevi güllerin açtığı, netice elde etme ayıdır.
Üç ayların başlangıcı olan Receb-i Şerif hakkında Hadis-i Şeriflerde geçtiği üzere “Bu ayın isimlerinden biri “Esam” dır. Günahlara sağırdır. Kıyamet gününde bizim aleyhimize şahitlik yapmayacaktır. Şehrullahtır (Allah’ın ayı) Çünkü Cenabı Hak bu ayda hiçbir kavmi batırıp mahvetmemiştir.
Receb isminin başındaki (RI) harfi rahmet-i İlahiye, (CİM) harfi cüd cömertlik ve inayete, (BE) insanların isyandan kurtulmaları, birri ilahi, ihsanı ilahi ve bereket-i ilahiyeye delalet eder.
Bu ayın başında Regaip, sonunda Miraç kandili olduğu için ayrıca iki kandilli olarak başı ve sonu aydınlanmış bir aydır.
  Sevgili Peygamberimiz (S.A.V) bu ayda yapmamız gereken ibadetlere işaret ederek şöyle buyurmaktadırlar.
“Ölüm anında susuzluktan rahat etmeyi, dünyadan giderken iman ile çıkmayı, şeytandan kurtulmayı murat ederseniz, şu ayların hepsine, çok oruç tutmakla geçmiş günahlara pişman olmakla hürmet ediniz. Bütün kâinatın yaratıcısı olan Allah’ı zikrediniz ki, selametle Rabbinizin cennetine giresiniz.
(Mev’ızai Hasene Sh. 325)
Yine bu ayda tutulacak oruçla alakalı olarak Hz. Sevban (R.A) anlatıyor.
“Rasülullah (S.A.V) ile beraber yürürken bir kavmin kabristanına uğradık. Efendimiz o kabristanın yanında durdular. Şiddetli bir şekilde ağlamaya başladılar. Ve dua ettiler sonra dediler ki; Ya Sevban! Şu kabir ehline azab olunuyor, (Rivayete göre azab olunmalarının sebebi, bevil ve dedikodudandır.) Efendimiz dua ettikten sonra azabları hafifletildi. Sonra buyurdular ki; Eğer şu kabir ehli Dünyada iken Receb-i Şeriften bir gün oruç tutmuş olsalardı veya bir geceyi ihya etselerdi bu azabı görmeyeceklerdi.                                                                      (Tefcirüt- Tesnim Sh. 195)
Diğer bir Hadis-i Şerifte Enes Bin Mâlik Hz. leri naklediyor.
“Muaz İbni Cebel ile karşılaştım. Ona nereden geliyorsun Ya Muaz dedim. Rasülullah’n yanından geliyorum dedi. Ondan ne işittin diye sordum? Buyurdular ki; Kim Hâlis ve muhlis olarak (Lâ İlâhe İllallah) derse cennete girer. Kim Allah rızasını taleb ederek Receb-i Şeriften bir gün oruç tutarsa cennete girer. Enes Bin Malik Hz. leri daha sonra Rasülullah’ın yanına vardım. Ya Rasülullah Muaz İbni Cebel bana şunları haber verdi dedim. Efendimiz Muaz doğru söyledi ben onu üç defa söyledim. buyurdular.
Enes İbni Malik Hz. lerinden rivayet edilen başka bir Hadisi Şerifte
“Muhakkak Cennette Recep adıyla anılan bir nehir vardır ki; onun suyu sütten beyaz, baldan daha tatlıdır. Kim ki Recep ayında bir gün oruç tutacak olursa, Allah’u Teâla onu o nehirden sulayacaktır.” Buyurmuşlardır.                                (Tefcir Sh. 193)
Receb-i Şerifin birinci günü oruç tutanlara üç senelik, ikinci günü oruç tutanlara iki senelik, üçüncü günü oruç tutanlara bir senelik, üçüncü günden sonra her gün için bir aylık nâfile oruç sevâbı verilir. Bu Hadisi Şerifle sabittir.
Receb-i Şerifte yedi gün oruç tutanlara cehennemin kapıları kapanır, sekiz gün tutanlara cennetin kapıları açılır. On gün tutanlara Cenab-ı Hak hiçbir şey sormaz, on beş gün tutanların geçmiş günahları afv edildi denir.                                   (Dua ve ibadetler)
 Bu ayda geçmiş günahlara tevbe istiğfar etmekle birlikte, Efendimiz üzerine salatü selam okumalıyız.
Zira Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmaktadır.
“Miraç gecesinde bir nehir gördüm. Suyu baldan tatlı, kardan daha beyaz, kokusu miskten hoş idi. Cebrail (A.S) a sordum? Ya Cebrail bu nehir kim içindir? Cebrail (A.S) Receb-i Şerifte senin üzerine salavat getiren içindir. dedi?

 “Akşam ile yatsı arasında iki rekatte bir selam, 12 rekat namaz kılınır. Hr rekatta 1 fatiha 3 inne enzelne, 12 ihlası Şerif okunur. Namazdan sonra 7 Salat-ı Ümmiye okunup secdeye varılır. Secdede 70 Subbuhun kuddusun rabbuna verabbül melâiketi verruhu okunup kalkılır. Rabbiğfir verham vetecâvez amma tağlem inneke entel eazzül ekrem. deyip  tekrar secdeye varılır. 70 defa tesbih (subbuhun...) secdeden kalkar
Diyerek duaya başlar ve iltica ederse bundan hasıl olacak ecir ve sevapların tarif ve tavsifinden(vasıflandırılmasından) kudreti veşer(insanoğlunun gücü) aciz kalır. Onun için
“Dua reddedilmeyen bu geceleri gafletle geçirmek azim bir cinayettir.”
Regaip gecesinde kılınacak 12 rekat namaz için  “Bu 12 rekatlı namazda 12 aya tekabül eden füyuzat ve berekât vardır. Herhangi bir sebeble bu namazı ihmal eden kardeşlerimiz bunları nafile olmasına rağmen Receb-i Şerif içinde bir Cuma gecesinde kaza etsinler.” buyurmuşlardır.
Bu hususta Rasülullah Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor.

MEALİ: Receb-i Şerifin ilk Cuma gecesinde kılınacak namazdan gafil olmayınız. Zira bu namazı kılan kimseye Hz. Allah ve melekleri gelecek sene bu geceye kadar salat ederler. (Allah rahmet eder, melekler dua eder.) Allah kime ki rahmet ederese, dünyada islam üzere yaşar, bu alemden giderken iman ile gider ve kıyamet gününde de Allah dostlarıyla beraber haşr olunur. Buyurmuşlardır.  "

Dua, zikir, ibadet ile süslenmiş gönüllerin Rabbine boyun eğdiği her günün ardından birer lütuf olan kıymetli gecelerden birine daha erdiren Allah'a (c.c) hamd ve şükürler olsun. Kıymete yaraşır bir temizlikte af ile sığınmak, dua ile arınmak ve dostları hatır ile mübarek günlerde anmak...


Kandilimiz Mübarek Olsun...                                    





1 yorum:

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena