20 Nisan 2013 Cumartesi

Doku


Dünü düşündüğüm zamanların, düne kavuşmak olduğunu bilmeden düşündüm, yaşamı hiç bitmeyen lütuf gördüm, belki zamanın kıymetini bilmek için yaşamın nabzına dokunmak lazımmış.

Uzandım, kalbine dokundum yaşamın; yaşamak sadece nefes alıp vermek değildi, kendi dokundan desenler üretmek, yaşamın ardına iz bırakmaktı.

Yarına dair cümleler kurarken, geleceği tükettiğimi unutmadan, ansızın aralıksız yaşamı hissetmeye çalıştım. Her an, her dakika saatlerin yaşama ait bir çağrı olduğunu düşündüm. Kendine dair desenler çizebilmek için yağmuru, güneşi aynı duyguyla kucakladım.

Nihayet zaman tükendi, kendimi fark ettiğimde, anladıklarım yaşamı hızlı bir trene emanet etti neredeyse.El sallayacak vedalar kalmadı koşturmalardan; koşarken nefesler tükenince dahi yaşamı unutan kaderlerin şuuru asılı kaldı, hayalleri susturan gerçekçi maskelerden.

Gerçek ile maskenin buluştuğu cümleler türedi, türerken zaman tükendi. Zaman kayıp giderken tükenen sadece yaşamların bir nebze dokunuşu oldu hikayelere. Hayatı hissetmek için kendi yaşamına dönüp bakmak kadar acı veren ne olurdu... Kendi hayatını izlemek için, bakmak, baktığını görmek, kendi kalbini tanımak, tanıdıkça yaşamak, kendine ait bir dünyanın kendine özgü imzasını atmak, bir surete sadece bir hikaye sığdırmak. Hayat;
özetle tanımak...

1 yorum:

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena