13 Mart 2013 Çarşamba

Fesleğen Kokulu Hikaye

Ellerime sinen fesleğen kokusu, yanımda bir kaç parça umut, gözlerimde sisli hüzünler, kalbimde anlamsız bir neşe, bir parça şiire sarılıp, düşlerimin aynasına bakmak istiyorum. Aynanın sarıldığı toz pembe duvarları süsleyen renk renk çiçeklerden solumayı istiyorum doğayı, dışarıdan gelen seslere aldırmadan, içerideki sessizlikten ürkmeden bir başıboşlukla bilgin görünmeye çalışmak, arada kalmanın dengesizliğin heyecanıyla aynalara bakmak, iyi ki havalar güzel yoksa bir parça umut da yokluğa eş olur, sinerdi üstümüze bir asabiyet, iyi ki zaman geçiyor, ömrü tüketse de bazen ilaç oluyor dertlere.

Düşünce salıncağına binmiş gökyüzüne dokunmak istersin ya hayallerle, burnuna tüten fesleğenler, umudun kokusunu getirir, dizlerinde sızlayan çocukluk, koşmak  ister düşmekten yana korkusuz. Zihnim kendi hikayesinin sonunu bilmekten korkar, kaybedeceğimizi bile bile severken birbirimizi, hayatı sevmek tek çözüm görünür diye bir cümleyle başlamak isterim hikayeme.

Doğadan güç alırım yine, tasvirlerimde çiçeklerden esinlemiş tablolara kurarım. Aynalar asarım dört bir yana, yaşamın manasını aradıkça yüzlerde beliren şaşkınlığı kaydetsin diye.Biraz hüzün biraz neşe dengeleriz işte, yaşamın renklerini pembelere bular, tıkarız seslere dünyadan yükselen. Benim gideceğim yerde yalnızlık sultan, alıştırmayın kalplerinizdeki gerçek sevgilere diye de devam ederim cümlelere. Bu hikaye de daha çok iç sesler baş rolde, bir de doğa bir de iyi ki güneş var, cümleler tıkandığında yetişir imdada.

Hayatla böyle sözleştik, önce seveceğiz sonra kaybedeceğiz sevdiğimiz ne varsa, sona doğru cümlelere bir kabulleniş siner, biraz da ümit serpmeli yalnızlığı sevmezsen haddini aşar hüzünler. Neşeyi bol kıvamda katmalı renklere, iyi ki çiçekler var, ömrü kısa olup da güzelliğinden ödün vermeyen. Misallere sarılmadan önce yine doğaya selam eder geçer, içimden bir şiir okur, hikayemden bir kaç cümle yazar, pembe boyalı duvarlardan, renk renk çiçekli vazolardan, içeriye sinen baharı selamlarım, o kadar basit işte der, bir fesleğen kokulu bahçelerden geçer, yalnızlığa giden yolda sevgiyi şatafatlı yaşarım. Yaz gelmiş çoktan, baharın adı kalmış kaç kara kışı devirir kaç zamandan sonra değişir insan der sonlandırırım mürekkebin dokunuşunu kağıda...

0 yorum:

Yorum Gönder

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena