22 Şubat 2013 Cuma

Mutsuzluk Formülü

Mutsuzluğun formülünü bulduk, epey de kolay üstelik. Malum değerli olmayan her şey kolay elde edilir.
Öncelikle mutsuzluğu ailede başlatmak gerekir! İletişimi bitirdiğiniz veya minimum düzeye çektiğiniz an başarılı bir girişe imza attınız. İmzanı kalıcı kılmak için yapacaklarınız çok basit: Aynı çatı altında yaşayan bireyler olarak sağlıklı iletişimi sonlandırmak. Aile bireyleri arasında tükettiğiniz cümle sayısı sayılı oluyorsa, yemek yerken bir araya gelmek bile güçleştiyse, herkesin yüzü asık alelacele yemeğini yiyorsa, televizyon başında beyinlerin uyuştuğu saatler başlayacaksa, mutsuzluk tablosunda mükemmel gitmeyen bir durum görünmüyor şu anda. Kimsenin kimseyi anlamaya çalışmadığı, her konuşmanın alay veya iğneleme ve sonunda ufak çaplı tartışmalarla sonlandığı konuşmalar eve hakimse ideal günümüz aile resmine hoş geldiniz!

Uyuşan beyinler televizyon başına! Başkalarının hayatını izlerken gösterdiğiniz çabayı kendi çevrenize harcasanız bilge olurdunuz emin olun. Kitapları evden atın, ne lüzum var ki onlara! Kitap okursanız bir de çocuklarınızı bu alışkanlığa müptela ederseniz mutluluk, huzur, vs. doğar bu istemediğimiz bir şey! Gençler hemen yediğiniz yemekten ışın hızıyla kalkın ve bilgisayar başına geçin ama bilgisayar dediysem faydalı bir vakit geçirme değil bahsettiğim eylem hemen facebooka girin başkaları ne yapıyor izleyin saatlerce ama kendi çevreniz için kılınızı kıpırdatmayın! Ne kadar çok arkadaşın da var listende eminim onlarla yüz yüze buluşmuyorsundur ne saçma olur! Eve misafir sakın kabul etme, o kadar külfete ne gerek, asıl ülfet somurtmakta!

En kritik noktayı unutma! Herkesi suçla, tüm bireyler birbirini suçlasın, sakın ola empati yapma, kimseyi anlamaya çalışma hatta iyiliklerin üstünü ört nankörlüğü baş köşeye oturt! Sen de haklısın bu zamanda kime güveneceksin, arkadaş edinmeye çalışırken bin türlü darbeyi yersin, iyi olursun kötü damgası yersin, susarsın kötü, cevap verirsin kötü. Kıskançlığın ve ikiyüzlülüğün revaçta olduğu bir dönemde insani şeyleri minimumda tutmak da kaçınılmaz. Öyleyse derin dalgaların ortasında kaldığın hayatta neden ait olduğun limana sahip çıkmazsın. 
Televizyona, internete heba edilen zihinlerin içini paklaştıracak ilimler nerede kaldı? Okula giden çok, ilmi yaşayan, yaşatabilen çok az iken. İlim neydi sahi, insan olmayı öğrenmek ne zamandır önemsizleşti. En çok aynalara dost ol, kalbine hiç dönüp bakma, nasıl göründüğün, ne hissettiğinin gölgesinde kalsın, sonra mutluluğu pelesenk et diline, bekle ki mutlu olursun.

Kalabalıklar içinde yalnızlaşmak bunun adı, iletişimin içinde sesini duyuramamak. Türlü kirli hesapları ancak sağlam bir zihin devirir bir de güçlü bir yürek, bunları harmanlayacak ne verdin kendine?
Kendimize yabancılaşırken, etrafına yabancılaşan insanlar sardı dört bir yanı. Para amaç haline dönüştü yaşamak için araç iken. Ye, iç, uyu, işe git, gel. Peki tablodaki mutsuzluğun formülü çok aşikar değil mi? Yaşamayı unutmak çok büyük bencillik değil mi?
Kaybettiğimiz ne varsa mutluluk onun içindeydi...
Kendi yükselttiğimiz duvarların ardına gizlenmiş ufacık değişimlerde gizliydi mutluluk, basit gibi görünen detayların içinde. Ne zaman yalnızlaştık o zaman mutsuzlaştık...

0 yorum:

Yorum Gönder

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena