7 Ocak 2013 Pazartesi

Yolculuk

Günleri yakalamak isterken mevsimleri kaçırır olduk. Bir koşturma; "yaşamak" dendi adına. Küçük şeylerden mutlu olmaya vakitler yetiremedik, kaderin varlığını es geçtik. Sandık ki zaman geçecek velhasıl aynı kalacak her şey. Yanıldığımızı görmek için keşkelerle tanışmayı bekledik. Zaman nasılsa suçu üstüne alacak kadar vurdumduymazdı. Suçu zamana attık. Oysa kusur, yaşamımızda detayları yitirecek telaşa kapılmamızdı. Bir yolculuğa emanet ettik düşlerimizi ve sonra düşlerimizi uzaklarda aramak dahi aklımıza gelmedi. Sandık ki hayallerimiz hep bekleyecek bizi yanı başımızda. 

Bir tren garında, bir bavulun içine sıkıştırılmış hayalleri, bilinmez yolculuklara bıraktık. Ruh ve beden ayrı düştü. Adına yine de "yaşamak" dedik. Rengini yitirmiş hayaller, siyah beyaz gördü çevresini. Ruh gitti, beden el salladı. Ne hayal kendini bildi artık ne de gerçekler, ayrı düşen varlıklarını aramanın adı oldu bu yolculuk...

Kar düştü raylara, doğanın tüm renkleri beyaz giydi gururla. Bu sadelik nefes aldırdı birbirinden kopan gerçeklere ve beklemekten usanmayan hayallere. Sonsuzluğa el salladı gerçekler, yüreği sıkıştırdı sonsuzluğun lafzı. Bir rüzgarın uğultusu, bir de beyaza bürünen yolların sonu, sonsuzluk kelimesini resmetti. Yolculuk hayallere, gerçeklere ise yaşamak düştü. Herkes payına düşenden memnun karların içinde ruhunu dondurdu. Adına hayat dedi, yüreğine yolculuk biçti.

Buz tutmuş camlar gölgeledi karın beyaz izlerini. Gözler bu defa gerçekliği idrak eden yüreğe baktı. Yüreğine bakmak için bir yolculuk şarttı kendi içine.

Hayaller düşündü: En son ne zaman kulak vermişti kendine? Yaşadıklarına, sevdiklerine, hatıralarına bir baktı da; içinde gerçekliğin hükümdarlığını gördü; içi ürperdi.Hayallerin olmadığı bir yaşam ve senelerin gidişatına baktı ve anladı; yaşarken yaşamanın kendisini kaybetmişti. En son ne zaman mevsimleri yaşamıştı doyasıya gözlerine içirerek, en son ne zaman zaman ayırmıştı sevgiden köklenen kelimelere? Hayallerin gözleri doldu ve buz tuttu, taş kesildi yanaklarında. Gözyaşları ile temizleyemeyeceğini anladı. Gerçeklerin kendisine ihtiyacı vardı ve şimdi bilmediği bir yöne gidiyordu, önünde arkasında bembeyaz düşlerin tablosunda.

Bembeyaz düşlere renkler damlatmak için tat almaya bildi şimdiki zamandan. Nefes aldı ve verdi, mutlu olmamak için bir neden bulmaya ne hacetti? Gidiyordu işte, yaşandıysa hayıflanmanın manası yoktu. Şimdi ceplerinde bir yaşanmışlık dolusu umutlar vardı, zengindi yani. Bir de fark edemediği küçük mutluluklar, hayatın koşturmasına kaptırdığı küçük ama dev mutluluklar...

Gökyüzü beyazdı, yer beyazdı, dallar beyaz, kuşlar dahi beyaz kanat çırpıyordu. Yüreği ak kanatlı kuşlara el verdi uçtu yine uçtu. Trenden yükselen anlamsız sesleri melodi etti kanatlarına, süzüldü yaşama, yaşamak adına... 

Sonra ilk durakta ellerinde gökkuşağı renklerinden bavulu ile bekleyen gerçekliği gördü. Nerde olduğunun önemi yoktu, bunun adı yaşamaktı. 



6 yorum:

  1. 2013'ün ilk yazısı hayırlı uğurlu olsun...

    YanıtlaSil
  2. yüreğinize sağlık ne kadar güzel bir yazı çok beğendim
    sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. Bir de sizden ricamız yazıları italik yapmasanız, okumayı zorlaştırıyor :))

    YanıtlaSil

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena