21 Eylül 2012 Cuma

Desen

Yalnızlıktan beslenen bir gurur vardı kalbine işleyen.Sonunda usul usul bir rüzgar esti,gururdan oluşan tüm kaleleri yıkan.İşledi ince ince göz nuru,kalp emeği,gururu silen nakışlara dönüştü.Üç harften oluştu motifler,tüm harflere sindi güzelliği.Önceleri elleri titreyerek yaklaştı,gururdan bezenmiş kırmızı saf ipeğe.Ellerinden akan naif kumaşa dokundu.Yüreğinden alınmış ipeksi dokuya işlenen gurur ilmeklerini söktü.Geride ne yalnızlıktan ne de gururdan izler kaldı.Naif kumaş süzüldü ellerinden,o an yüreğin dokuması oldu dizlerinde.Zamanını adaması gerektiğini anladı,kendine ait olması için kendinden parçalar dizilmeliydi elindekine,kalbinden.Ruhundan adaklar dileyip,ellerinden narince işledi,kalbinden geçenleri.Ne kadar hassas yaklaşsa o kadar incelik istiyordu kalbine işlenen ipek doku...Saf kırmızı dokunulmamış,zarif ve şiirsel.Kendine baktığı zaman ruhuna işlenen motifin tasvirleri.Sonsuz ilmekler,sabırla kumaşa işlenen desenler.İçinden ne geçerse ruhundan arınmış işlemeler.Bir gururdan pay almış bir de sevgiye boyun eğmiş.Kaderden de pay biçmiş,aşktan da nasibini almış.Gördüklerini bir kendisi anlayabilirmiş,anladıklarını bir kendisi görürmüş.O kadar dev bir sessizlik,o kadar kalabalık bir yalnızlık.Aşina olmak için elinden kayıp giden zamana,yakalamak istemiş ruhundan damlayan her sözcüğün kalıcılığını.İşlemiş içinde beslenen tüm seslerin duygularını naif kumaşına,aşkla,sabırla ve biraz da yaşamın ona sunduğu sebepsiz güç ile.Gözleri ne zaman yorulsa o zaman daha da odaklanırmış elinde işlediği desene.İlmekleri sıklaştırır,gözünü yormaya bakarmış gönülden gelen bir ilhamla.Yoruldukça düşünmeyeceğini bilirmiş.Sessizlikten beslenen aşka sadece ve sadece zaman tanımak istiyormuş.Zamanla olgunlaşacak,zamanla doğacak desene,aşk siniyormuş.Tüm kabalıklardan uzak,tüm fedakarlıklardan doğmuş,kalbe müstesna bu duyguya emanet işlediği kumaşa derin bir sessizliğin uzun manalarını yazıyormuş.Aşk kaleme değince,aşk kalbe dokununca büyürken,sözlere yansıyınca sığamaz olurmuş manalarına.Manaya sarılmak için işledikçe işliyormuş gönlünden eline,elinden diline mühür vuruyormuş.Aşk işlendikçe karmaşık görünen ilmeklerden naif ve zarif bir desene bürünüyormuş.Kalpten gelmedikçe emek, süzülüp gidecek kadar narin, kırmızı, ipeksi kumaş... Kalbe işleniyormuş tekrar tekrar..Tazelenmesi lazım olan bu eşsiz duyguya teslim olmuş,ömrünü çizmekteydi kalbine...
Read More

10 Eylül 2012 Pazartesi

Kuş

Yüreğimde yeşil bir dal saklarsam, şarkı söyleyen bir kuş gelecektir.




 Ufukta görülen siyah bir noktaya sabitlendi gözleri.Gözden kaçırmamak için tereddütle sabitledi bakışlarını o noktaya.Hareketsiz değildi odaklandığı,sadece çok uzaktı.Gözleri henüz o hızı yakalayacak kadar yakın değildi hedefine.Kaybetmemek için göz bebeklerine okuyordu gördüğü resmi.Siyah ufak noktacığı aralıksız takip....Ruhunda sıkışan duyguları, o noktacığa isimlendirmişti hatta onu addetmişti zihninde.Vakit kaybetmeyi göze almıştı ama hedefini kaybetmeyi asla.Bu kez kendini arka planlara iteleyecek nedenleri unutmaya kararlı idi.Sadece bu düşüncelerle öylece kalabilirdi gözetleme noktasında.Sonra büyümeye başladı siyah nokta,kıpırdanmaya..Gözleri bu hızı yakalamak isterken az kaldı kaybedecekti,merakına isim bulamadığı ama yığınlarca anlam yüklediği bu minik sırrı.Korkular yersizdi,gözleri hedefine daha da yaklaşıyordu.Bu kez hareket hızına yetişmek için gözlerini kırpıştırmak zorunda kaldı.Uçuk mavilikte süzülen noktadan kanatlara dönüşen bir kuş,kanatlarını özgürlüğünün görkeminde salınarak yaklaşıyordu.Telaşsız ve asil bir süzülüş.Gözleri hedefine hayranlıkla kilitlenmişti.Ruhuna benzettiği,ismine kendinden manalar sunduğu bu noktacık büyüdükçe sıkıştığı tüm manaları devirecekti.Ruhunun simgesi havalanıyordu,kendi dünyasında.Adeta gözleri onu bu simgeye yöneltmişti.Kaybettiğini aramadan bulan gözlerine minnet duydu bir an.Sonra o minnet kendini huzursuz duygulara teslim etmiş ruh haline bıraktı.İçinde sıkışan yeri bulmak istedi.O sızıyı ya sonsuzluğa bırakmak ya da kuşların kanadına takılıp havalanmak....Gözlerin nokta nokta gördüğü yerlere sığınmak.Yada hiçbiri.O simgeyi tamamen yok etmek.Kendi ruhunun kanatlarını takınıp,kendi sonsuzluğuna uzanmak.Simgeden sıyrılıp özündeki sıkıntının tam ortasına düşmek,parçalamak tüm engelleri içinde yığılan.Ruhunun girift zemininden yükselen sesleri,kendi maviliğinde olabildiğince kendine özgü yankılatmak.İşte o zaman dağılan tüm sıkıntı parçalara kaybolacaktı.Bulunmayacaktı bir iz.Gözleri içine çekilen düşüncelerden,yanında çınlayan kanat seslerine uyandı.Siyaha çalan rengine usulca kapanan kanatların son sedası sinmiş kuş,sonsuzluktan onu bulmuştu.Ayaklarının yamacına yanaşmış,gözlerini gururla geldiği semalara dikmiş,hissettirmeden kendisine yoldaşlık yapıyordu.Aynı sıkıntıdan değildi demir atması kuşun,o özgürlüğünün tadını bilip yudumlayacak bir köşede simge olduğunun farkında dinleniyordu.Kanatları hareketlenmeden usulca bakışlarını üzerinde gezdirdi onu takip eden gözlere.Sonra havalandı yok oldu bu kez koyuluğu,açık renklerin içinde,mucize gibi...Ansızın içinde biriken duygular düğümlerinden çözülmeye başladı.Bir ferahlık hissetti içinde,oysa tüm düğümlerin çözümünü elinde tutuyordu.Unutmuştu ya da farkında değildi.Kendi ruhunun sonsuzluğuna hayran hayran bakmak için yaşamaya devam etti.İçinde yığılan siyah noktayı bir kuşun kanatlarında göndermişken....
Read More

4 Eylül 2012 Salı

Kendince

Düşüncelerin içine çekilen zihni,uzaklara doğru dalıp giden gözleri.Hüzün çağırma vakti diye düşündü 'yine'...Yanlış olan ne varsa kendine biçmeyi adet edinmiş ruhu,kendini hırpalamak için bahane arar gibiydi.Bu dünyada neye mana yüklesen sığ düşüncelerin kalabalık sesinde boğulacak kadar yetersiz kalıyordu.Bu kadar basit miydi,kafasında çevrilen sorular.Düşüncelerin içinden çıkacak formül akışına bırakmaktı belki.Kazdıkça zihnini derinlerde kaybolan düşünceler,etrafı kirleten yığınla sesler birikiyordu.Böyleydi işte.Bu kadar basit,bu kadar karışık.Kendini sorgulayacak kadar zor,akışına bırakacak kadar kolay.Zamansız  gelen her düşünce gibi,yorgun belleğin ellerinde kalmak vardı,zamansız ve kuytu düşüncelerin girdabı.Çoğu vakitler kendine kızmayı huy edinir,çoğu vakitlerde düşünmekten kaçmak için kendini derin sessizliklerin cezbeden davetinden uzak tutardı.Böyleydi işte,yaşamak kendine rağmen,hayatı her gün yeniden yaşayabilmekti.Düşündükçe hırpalanan ruhunu hak ettiği huzura götürmek için,çabalaması gerekti.Hem de hiç durmadan,yorulmadan çabalamak.Hayat buydu işte,her daim yaşamayı manalı kılacak sebepler üreten sağlıklı bir zihin ve olumsuzlukları öğüten iyi huylu bir kalp.Sorular evrildikçe çevrildikçe kancalarını birbirine dolayacak kadar nefessiz kalabilirdi.Bazen güne mana yüklemek için noktalardan yardım alabilmeliydi.Durmalı bir,kendini uzunca dinlemeli.Soluklanmalı hayat koşusunda.Zaman ;çoğu zaman bu telaşa yetersiz kalacak bir kavrama dönüşürken bazen de içine çekip sonsuzluğun ürkütücü yolculuğuna çekecek kadar uzundu..Nasıl görmek istersen öyle.Hayatı da,çevremizdekileri de şekillendiren düşüncelerdi,bazen içi mana yüklü,bazen de mana kelimesini dahi telaffuzdan uzaklaştıracak kadar boş.


''Birbirimizi anlamasına anlayabiliriz; ama kişi ancak kendi kendine kendini açıklayabilir.''

Hermann Hesse


Düşüncelerin zincirinden kurtulmak istercesine gözlerini kapadı.Sessizliği bölen düşüncelerini pervasızca zamana bıraktı.Ne sitemle ne de beklentiyle.Sadece içinden ne geçerse.Hayata yön verecek çizgileri ancak bu karmaşanın içinden çekip çıkaracağını biliyordu.Devamlı kılanan her şeyin kıymeti vardı.Akıllarda son kalır,kalpte hatıralar yaşatılırdı elbette ama kazanan taraf hep zihne kalıcı etki bırakan izlenimler olurdu.Yaşamak böyle bir şeydi işte,kendine rağmen,kendini yaşayabilmek....
 
 
Read More

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena