27 Aralık 2012 Perşembe

Gece Satırları

Ufukta gördüğü çizgiyi aradı gözleri. Bir yanılsama olduğunu fark etti er ya da geç. Gecenin koyuluğuna karışan, günün son aydınlık parçaları. Yazmayı severdi böyle zamanlarda. Gece yaklaştıkça elleri kelimeleri birleştirmek için pek hevesli olurdu. Doğanın güzelliğini hatmeden gözleri anlatsaydı gönlünden geçenleri...  Gördüklerini anlatmak için bir de kalbine doğacak güneşi beklemeliydi. Gecenin sessizliği ile yüreğin ilhamı kaynaşırsa dizeler kopup gidecekti kendiliğinden. Düşüncelerini susturdu, havayı soludu. Bekleyerek kaybedecek zamanı yoktu. Ne düşüyorsa zihninden o kendisiydi. Ötesi yok, kabullenmek zaferin ilk adımıydı. Sonunda içinde yükselen sabırsızlık dalgalarına set çekebildi düşünceleri. Ne için zorluyordu ki kendini. İnsan daima iyi olduğu bir konuda, aynı çizgide gidecek değildi. Yol çizecek başka satırlara ihtiyacı vardı. Başka hislere, başka hikayelere gözleri değmeliydi. Satırlar arası komşuluk şarttı. Bilemezdi ki bir şiirden ya da bir cümleden başka ufuklar doğacak içine. Hiç beklemediği bir yerden esecek cümleleri.


Gece ve sessizlik delmese huzurun dinginliğini. Sessizlikten doğmasa karmaşık düşünceler, geceden âlâ yazmaya dost vakitler mi vardı? Pencereden sızan rüzgar, kendine göre bir ezgi tutturmuş çalıyordu. Kağıtlar uçuşuyor, satırlar karışıyor. Cümleler tane tane dökülüyor ardından. Bildikleri ile yazdıkları tutmuyor. İnandıkları ile yaşadıkları kaynaşmıyor yazdıklarında. Tezat düşünceler savaşıyor içinde. Sağ kalan cümleler bir cesaretle anlatmaya koyuluyor kendini. Tüm duygular, düşünceler savaş alanında yatmakta. Mürekkep sızıntıları akmakta kağıda. Sağ kalan yine duygular, düşünceler yol olmakta geldiği diyarlara. Bir yandan da ezgi kulağına çalınıyor. Rüzgarın uğultusu ile ezginin tınısı garip bir uyum sergilemekte.

Gece yakıyor mürekkebin rengini. Siyahtan çalıntı bir mavilik damlıyor satırlara. Sözün üstünlüğü yazıya geçtiğinde başka... Yazdıkça önce kendi kıymet biçmeyi öğreniyor sözlerine. Söz damla damla birleşip ruha bürünüyor. Satırlarda gezinen ruh, bir beden olabilmek için anlamlı cümleleri bekliyor. Yeterli olmuyor kuru kalabalık kelimeler. Anlam bekliyor, ruhtan biraz olsun esinlenmek istiyor. Ansızın nefes alamıyor, bir labirentin içinde kaybolmuş hissini yaşıyor. Fütursuzca koşuyor, nereye gittiğini bilmeden. Gece karanlık yüzünü silmeli. Bu sessizlik huzura dönmeli. Yoksa kendi içinde kaybolacak. Sonunda satırlardan bir beden doğuyor, ellerini uzatıyor ama gözleri mesafeleri büyütüyor. Gece narin yüzüne bürünüyor, satırlar bir bir dizilip bir sona doğru açılıyor, yolun sonu geceyi delen parlak ışığa açılıyor. Sözcüklerinden bürünen bedeni ellerini ruh eşine uzatıyor. Aynı kelimelerin, farklı düşüncelerin ortak sözcüğünde birleşen eller, o kelimeyi fısıldıyor: Sevgi...

Rüzgar kelimeleri yakın anlamlara sürüklüyor, bir ezgi çalıyor, ruhu dinginleştiriyor. Labirentler sıralanıp sayfa sayfa anlatmaya başlıyor. Geceye yakışır bir masal tadında. Elleri uzanıp bir elin sıcaklığını paylaşıp, yazmaya devam ediyor kendi masalını. İçinden bir şiir mırıldanarak...

Gece vakti ruhuna kavuşan satırların tadında..
Seni arıyorum, ne zaman aynalara bakmaktan çekinsem,
Bir çağrı işitiyorum,
Seni anlatıyorum...

2 yorum:

  1. Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap. (Benjamin Franklin)...


    Hepsini okuma imkanım olmadı ama güzel yazılar, Eline, Kalemine, gönlüne Sağlık Allah yâr ve yardımcın olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesekkur ederim guzel dilekleriniz icin.

      Sil

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena