15 Kasım 2012 Perşembe

Sürpriz

Yorgunluktan mecali kalmayana dek çalışıyordu gün boyu. Ne yaptığı değil, nasıl yaptığı önemliydi.  Günün sonunda kendine sorduğu soruya cevap verebiliyorsa bugün kazanç hanesi iyi durumdaydı. Bugüne dair ne  öğrenmişti. ve öğrendikleri onu mutlu kılarken güçlü de kılabiliyor muydu?

Bazen bildiğimiz bir sözü veya hayata dair nasihatları başkalarından duyunca daha kalıcı olacak şekilde kabulleniriz. Bir kitap bize yol çizebilir fark ettirmeden veya yolda gözümüzde değen herhangibi kısa bir görüntü. Çoğu zaman büyük yıkıntıların büyük zamanlara ihtiyacı olur. ve çoğu zamanda küçük bir hamle ile toparlayabiliriz kendimizi. Aradığımız her ise önce uzun ve karmaşık dolambaçlara götürür bizi, aslında yolun başındadır aradığımız, biliyoruzdur da bunu, ihtiyacımız olan şeyi ama aramak özümüzde vardır. Öğrenerek başlasak hayata,  bu kadar tadı olmayacaktır belki bu çabanın.

Bu sebeple her gün önünde uzanan yaşama, doğan güneşe şükranla baktı. Bugünde yaşama şansı bedeninde ve ruhunda dolanıyordu. İnsan olabilmenin çabasını hayatına adapte edebilecekti. Yine yanılacak ve yine yanıldıklarından doğacaktı tekrar tekrar... Kaybedecekti, üzülecekti belki de umudun sonunu tüketecekti. ve sonra yaşamın daima ve daima çaba istediğini fark edecekti. Bağlanacaktı, yalnız kalacaktı belki. Özüne dönmek için defalarca kendini arayacaktı. Kopan bağlardan yaşam bağları kuracaktı. Sorgulamayacaktı en azından. Mutluluğu tüketen sessizliği bu kez de kayıpları için kullanacaktı. Acıdan doğmayı öğrenecekti.

Güneşte, bulutta, ağaçta veya gökyüzünde bir işaret arayacaktı. Uzun zamanlarda yitirmişti içine çekmeyi yaşamı. Bir deniz kıyısına gidip kendini bırakmayalı, dinlemeyeli yaşamın seslerini. Renkleri içine çekmeyeli. İçindeki sesleri bir kıyıya bırakıp, her gün geçtiği yollara, caddelere kendinden izler bırakmayalı. Hep bir koşturması olmuştu. Evde, işte, yemekte hep sıralanan koşturmalara bırakmıştı zihnini.Oysa yaşamı unutula çok olmuştu. Rüzgarın sesiyle dalgalanan yaprakların hışırtısına kulak vermek, mevsimlerin değişimini gözlemlemek. Koşturmanın içinde unutmuştu sakince bir köşeye geçip güneşin doğuşunu izlemeyi ya da yağmuru kucaklamayı...

Düşüncelerinden kaçarken, yaşamın minik hediyelerini geri çevirmişti hep. Yüreğinin eşiğinde açılmayı bekleyen paketler vardı. Hepsinin içinde çok miktarda yaşamın küçük sürprizleri vardı. Görmeyi, işitmeyi, anlamayı bilene...

4 yorum:

  1. Bazen sıcacık yatağa yatıp sadece uyumak isteriz, hemde mışıl mışıl...
    sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen en küçük detaylar bile yeter hayatımızda büyük anlamlar kazanmaya :)

      Sevgiler .

      Sil
  2. Merhabalar,

    Sürpriz başlıklı yazınız gerçekten çok güzeldi. Okuduktan sonra, hangi cümleyi ele alıp da oradan başlayarak ben de bir sürpriz yapabilir miyim diye bayağı bir düşündüm ve aşağıdaki değerli ve anlamlı söylemi ele almaya karar verdim.

    "Yine yanılacak ve yine yanıldıklarından doğacaktı tekrar tekrar..."

    Bu söylem bana Alman Filozof Nietzsche'nin:

    "Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini: Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki?" söylemini hatırlattı.

    Evet, biz kuluz hata yapmak, yanılmak bizim içindir. Hata yapacağız ve yanılacağız, önemli olan yazınızda da bahsedildiği gibi, hatalarımızdan ve yanılgılarımızdan ders alıp kendimizi yenilemek ve kendimize yeni bir yön vermektir.

    Cuma'nız hayırlı ve mübarek olsun. İnşallah, aynı zamanda tüm insanlığın da hayırlarına vesile olur.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kıymetli yorumunuz için teşekkür ederim,her yeni gün yeni güzellikleri aralar yaşama.

      Selam ve dua ile.

      Sil

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena