2 Ağustos 2012 Perşembe

Gönül Gözü

İnsan kendine galip gelmeyi başarıyor,gözlerine yüreğinin gidişatını yerleştirebildiği an.Gözler yüreğin emrinde; bakışlarına mana,derinlik veya tam aksine boşluk,eksiklik katabiliyor.Gözler yüreğin limanı oluyor,ne umuyorsa bekleyen de görülen de o oluyor.İnsan bazı zamanlarda kendine mağlup oluyor,yüreğine hakim olacak iradeyi kaybediyor işte o zaman gözler ışıltısını yitirip arada kalmanın sarsıtıcı arayışında odaklanamıyor manalı bulduğu şeylere.İnsan bazen yüreğine ,bazen de gözlerine yabancı kalıyor,bakan da hisseden de kendine uzak seyrediyor yaşamını.Bazen de gözlerin algıladığını yürek sindiremiyor pişmemiş oluyor sevgide yeterince,çiğ ve sığ..Bazen de yüreğin bildiğini görecek göz olmuyor,bakışlarına içindeki derinliği çekemiyor bir türlü.Ne zaman gözler yüreğin yansıması oluyor,göz suretten sıyrılıp öze iniyor.Bu sebeple gözlere yüreğin idraki yansısa bakan göz, gören yürek oluyor.Bu sebeple gözlerin gördüğüne yürek tercüman oluyor.Göz ve yürek arasındaki kafiyeyi oluşturmak için yaşamak gerekiyor,bilmek,anlamak,hissetmek..O zaman göz gördüğünü etten,kemikten algılayıp fani güzelliğe aldanıyor.Geçici olana tâbi oluyor.Vakit gönlün piştiği bakışlara değince görülen gözlerden yüreklere inen gerçekçi gözlemlere dönüşüyor.Bu sebeple göze mana katmak isteyen yüreğine aşılamalı iyiliğin,güzelliğin gerçek şeklini.Bu sebeple gözün gördüğünü ;iyi bilen her daim kaybeder.Özü farketmek için kişinin kendi özüne inmesi gerekiyor.Manaları göze taşımanın ilk aşaması;yargılamayı durdurmak, gördüklerin ile insanları özetlemekten vazgeçmek.Çoğu şey göründüğünden çok uzaktır çünkü.Bir görünen bir de görünenin ardındaki perdeler.Perdeleri aralamak için yargıların ışığına ,yüreği aldırmaz kılmak gerek.Çirkini de güzeli de yaratan Allah..Asıl çirkinlik gözün tek bakışla sınıflandırdığı sıfatlar.Ne zaman dış güzelliğin gölgelediği zamanlar hakim oldu insanlara, o zaman yitirildi iç güzelliğe lazım olanlar..Sonra dışı parlak içi küf tutmuş insanların içinde gözlerin istediği oldu,yürek ise işlemez oldu görmek adına..Ruhumuzu güzelleştirmek için lazım tüm gönül aynalarını kırıp,nedenini arar olduk insanlardaki noksanlığın...


Gözünün nurunun nuru, gönül nurudur. Göz nuru, gönüllerin nurundan meydana gelir.
Gönül nurunun nuru da, akıl ve duygu nurundan olmayan, onlardan ayrı bulunan Hak nurudur.

Gönül aynası saf ve pak bir hale gelince (onda) sudan, topraktan hariç suretler görürsün.

Nakşı da müşahede edersin, nakkaşı da; devlet yaygısını da, onu döşeyeni de.

Senin aynan niçin sır vermiyor biliyor musun? Üzerindeki pas duruyor da ondan.

Demir cilâlanır, yüzünü güzelleştirir; bu şekilde sûretler onda görülebilir.

O gönül güzelliği, baki güzelliktir. O güzellik devleti, âb-ı hayata sâkidir.

Gönül olmasa ten, konuşmayı ne bilir? Gönül aramasa ten araştırmadan ne anlar?

Ey dostlar! Gönül, eminliktir, huzur yeridir. Pınar ve gül bahçeleri içinde gül bahçeleri vardır.

Mala, mevkiye âşık olan gönül, ya bu toprağa zebundur, ya kara suya!

Bağlar, bahçeler, yeşillikler gönüldedir... Dışarıdakiyse akarsuya vuran akislere benzer.

Topraktan yaratılan beden kabadır, karadır; ama cilâ kabul eder, onu cilâla!

Topraktan biten güller, mahvolur gider. Gönülden biten güller ise kalıcıdır ve ne hoştur!


(Mesnevi)

2 yorum:

  1. inşallah hepimizin gülleri gönüllerimizde biter.çok güzel bir yazıydı

    YanıtlaSil
  2. Seyyah Gül inşallah,çok teşekkür ederim:)

    YanıtlaSil

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena