6 Temmuz 2012 Cuma

Pembe Çerçeve

Durdurabilsek zamanı,yakalayabilsek senelerin hayatımızdan koşuşunu.Çok zor bir istek ,biraz hayalle süslü.Hayalleri mümkün kılmanın çarelerini arasak hayatta.Hayattan en çok yorulduğumuz zamanlarda biraz hayalle karışık zamanı durdursak kendimiz için.En mutlu anlarımızı, zihnimizin en güzel köşesine assak pembe çerçevelerle.Biraz hayal rengi,biraz gerçekliğin grisi,öyle karışık bir şey ama kesinlikle yansıtsa bizi.Bir bakışla zaman dursa,en yorgun hislerde hareket alsa resimdekiler.Nerede olmak istersen uzansa yollar, elimizi resme her uzattığımızda.Camlar rüzgarla kıpırdaşıp,perdeler odanın içinde nazikçe salınırken, içimizi serinleten yaz rüzgarları,çiçek kokularını çekse içeriye.Tüm gerçeklerin asık suratlı ifadeleri pencereden ötede kalsa.Duvarda limon sarısı renkler,sokakların eski ve soluk renklerini gözümüzden temizlese.Vazonun ince işlemeli belinden sarkan yeşilin tonlu yaprakları,pembe,mor çiçekler ile harmanlanıp değse masanın tenine.Uçuşan perdeler yüzümüzü okşarken,pembe çerçeveli resimden uzanan ince ve uzun yolun,kıyısına sıralanmış ağaçların gölgesinden süzülse rüzgar.Şehrin ışıkları yansısa odanın baş köşesindeki altın rengi aynaya.Akisler halka halka dolansa limon sarısı duvarlarda.Hatta yorgun ve yaşlı ev,tahtalarını kıcırdatıp bir beste yazsa anılarından.Sessizliğin sinir bozucu ritmine katık etse mağrur bestesini.Bir bakışa İstanbul'un tepelerinden yayılan silüet değse,diğer bakışa boğazın lacivert etekleri dalgalansa.Zaman dursa işte o an.Biraz hayal biraz gerçek..Bakışlara yerleşse mutluluğun parlak damgası.Yorgun gözlere kapanan uyku evin bestesiyle dirense uyanık kalmaya.Bir çerçeveden uzanan bir hayal,bir gerçeklikten aralanan huzur,kendi evinde yaşadığın huzurun resmini çizsen zihnine.Yumuşak mindere değen başında yığınlarca hayalin gürültüsünü dinleyip,gözlerini halının mavi,yeşil lale motiflerinde gezdirsen.Rüzgar usulca perdelerini açarken geceye,sokaktaki sesleri sıkıntıların kuyularında kaybetsen.Tek işittiğin ses çerçeveden yankılansa.Gözlerini kapattığında gölgelerin ağaç yapraklarını resmettiği yolda bulsan kendini.Tek kızdığın şey yorgunluğun olsa.Sonra iri yapraklar gökyüzüne tutunup yeşil kadifesinde hamak olsa,sallansa sonsuzlukta.Sessizlik bu kez tatlı nağmelere dönüşse.Uyurken deniz kokusunu hissedip gözlerini aralasan,ellerinin gezindiği denizde küçük izler bıraksan parmaklarından.Derin denize dokunup,suların kuytu sesini dinleyip gökyüzünde bir sağa bir sola sallansan.İki maviliğin arasında salınırken aklından sadece hayallerin geçse.Kocaman yapraklar uçuşup seni gölgelerin sanatla bezediği yola bıraksa.Yaprakları göğe değen ağacın kuvvetli ve kalın dalında oturup ayaklarını yükseliğin nefesinde adımlasan.Biraz hayal derken birazı unutsak hayalin gerçekliğe karşı dik duran canlı renkleri ile kendimizi çizsek nereye istersek.Gözler uykunun cezbedici davetine teslim olup kapanmışken,sabah renkleri göğe çalmadan odaya sızan yıldızların ışıltısı,perdelerin rüzgarla dansı ve hayatın tüm çıplaklığı ile pencereden duyulan sesi.Bir de sokak lambasının yansıdığı pembe çerçeveli resmin ortasında tebessüm eden bir yüz yarı aydınlık yarı karanlık,yarı hayal,yarı gerçek...

4 yorum:

  1. Bazen pembe çerçeveden şu hayata bakmalı insan bir nebze mutlu olmak için değil mi?yine çok hoş bir yazı...sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Seda:)
      Sevgiler.

      Sil
  2. Bazen elimizde hiçbir şey kalmadığında hayallerimize tutunuruz, bazen de şimdiye tutunmak gerekir. O dengeyi tutturabilmek de mesele. Ve ne derler, insan hayallerinin büyüklüğü kadar büyür.

    Yazılarınızın devamının gelmesi dileğiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayallerimiz kadar varız,var olduğumuz kadar hayal ederiz.Değerli yorumunuz için teşekkür ederim Ufuk bey...

      Sil

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena