25 Temmuz 2012 Çarşamba

Oda

Saatin tik taklarına kulak kesilmiş adeta kendini cezalandırıyordu.Odaya ne kadar zamandır kendini hapsettiğini unutmuştu.Dünyaya bağlı tüm iplerini kesmiş ,kendine ait gezegeninde yaşıyordu sanki,sadece yaşamak denirdi şu an kendine tanıklık ettiği durum.Nefes al,ver..Düşünme hatta hissetme mümkünse tüm duyularını bir anlığına da olsa sustur.İçinden geçen bunlardı.Yoksa kendini kilitlediği dört duvarda boğulacağını hissediyordu,bu da histi işte.Düşünmek istemedikçe düşünüyor adına da his diyordu.Madem ki vaktini kestiremediği süredir, bu yerde kendine kestiği cezayı dolduruyor sonuna kadar hissizleşmek istiyordu.Vurdumduymaz veya duyularını yitirmiş,her neyse işte.Tam tersi yüzleşmekten kaçtığı düşünceler silsilesi zihnine doluşmaya başlamış,hatta doğan sıkışıklıktan birbirlerine çatmaya başlamışlardı.Güçlü olan düşünce diğerini eziyordu.Misal tembellik tüm gücüyle sağ sağlim çıkmak isteyen sağlıklı düşüncelerini sakatlamıştı.Mümkünse aylarca bu odanın temelli sakini olmak istiyordu.Varsın dünya kendi halinde dönsün.Ona ne idi.Buraya sıkışıp kalmasına yol açan tüm çabalar ne işe yaramıştı sanki.Hayat sürekli ve  inadına ne istiyorsa tersini karşısına çıkararak, yeterince gücünü almıştı,ruhunu bıkkınlığın sarmaşıkları kaplamıştı.Mücadele gücünü odanın kapısında bırakmış,sadece kendi nefesini dinlemek istiyordu.Tek sebep yaşaması idi bu kadar net.Bütün aksilikler onu mu bulmak zorundaydı veya enerjisini emecek insan tipleri.Bu dünyada doğru dürüst bir ruh kalmamış mıydı? Tüm doğrular gezegen mi değiştirmişti.Şu an ki hali tüm kişisel gelişim kitaplarında ruh hastalığına karar kılınacak maddelerin yanına 'tik atacak' kadar karanlıktı.Pratik isimle halini depresyona yormalıydı.Zaten çabalamayı bıraktığı an dostluğundan fire vermeyecek kaç insan vardı ki? Yada sorun yalnızlık filan değil açıkça soru işaretlerinin kafasında belirmeye başlamasının sıklığı idi.Şimdi sığındığı bu oda onu sıkıştırmaya başlamış tek elinde olduğuna  şükrettiği nefesini darlandırıyordu.Duvarlar konuşuyordu onunla.Pek dostça değildi.Galiba varlığından rahatsız olmuşlardı..Bu kadar kısa sürede sığınağından çıkacağına düşünmezdi ama gözleri kapıya odaklanmış,kurtulmak istiyordu boğucu sessizlikten.Kendini dinlerken kendinden kaçacağını bilemezdi elbette.İnsanın yalnızlık ile çözümleyeceği tek şeyin hiçbir şey olduğu anlamıştı.Pencereyi açtı,yüzünü bir anda yakan boğucu sıcağın odanın havasızlığı ile buluşmasından doğan kötü etkiyle yüzünü ekşitti.Hafif bir rüzgar bekledi ama yoktu.Oda artık onu istemiyordu tüm mesajlar bu yöndeydi sanki havayla işbirliği yapmıştı.Sıcak havanın çarpması ile uyuşan zihninin daha da garipleştiğini farketti.Mecali yoktu hareket etmeye.Uzun süre kendine acıyarak baktı sonra dünyaya acımaktan vazgeçti.Acınacak ne çok şey vardı..Gözlerini ovuşturup,miskinlikten gelen uykusunu kovalamak istedi.Odanın dağınıklığı bakıp da nihayet görmeye başlayan gözlerine batmaya başladı.Her yerden bir eşya diğer eşyaya burası benim yerim der gibi saldırmıştı.Odanın bu hali bile tüm enerjisini çekmeye yeterdi.Dağınık düşüncelerden kim aradığı fikre ulaşırdı. Bu odada ruhunu yansıtıyordu.İnsanların hep ruhlarının yansıması olarak yaşam izlerini bıraktıkları eşyalarına bakardı.Şimdi kendi eşyaları da zihninin karmaşasında  kayıp ve sürgün ruha bürünmüşlerdi.Bir yere ait değil gibi savruk..Odanın etrafında amaçsızca daireler çizdi.Üstüne sinen tembelliği silkelemek ve kendine ihtar vermek istiyordu.Tüm bildiklerini unutmuştu adeta.Kendini telkin edemiyordu.Yatağının kenarına oturup başını ellerinin arasına aldı.Şu anda görmek isteyeceği son şey ayna idi.Biliyordu ki gözlerinin altı çökmüş ve mor renge bulanmıştı,teni de hafifçe solgunlaşmıştı.Biliyordu ne zaman kendini boşluğun derin kuyusuna atsa hem ruhu hem bedeni tüm renklerini kuyunun siyahında kaybediyordu.Gözüne odanın etrafına ahenksizce dağılmış kitaplar takıldı.Birinin kapağı diğerinin kapağını üstünkörü örtmüş araya da bir kaç alakasız eşya karışmıştı mesela telefonu,kitap yığınının içinde yardım bekliyordu.Kapalı değildi ,emindi,pek çalma huyu yoktu o kadar.Film cd'leri dvd'leri bu enkazın içinde renkli kapakları ile yardım bekliyorlardı.Şimdi o kitaplardaki ve filmlerdeki renkli ve cevval karakterlerden ne kadar uzaktı.Hiç okumamış ve izlememiş gibi.Kendinde biriktiği kendine ait tüm izleri yok etmişti sanki bu odada.Ayağa kalktı ve bakmaktan çekindiği aynanın önünde hareketsizce bekledi belki bir saat belki bir dakika ne değiştirir ona göre kendine acımasına yetecek kadar uzun,kendini anlayamayacak kadar kısa.Silkelendi üstündeki ağırlıkların etkisinden.Aynada gördüğü yüzü kaybetmek istedi,yeni bir ruhla takas ederek.Odanın içine dolan temmuz sıcağına yakından merhaba demek için gardırobuna  yönelip üstüne derli toplu insan içine çıkacak bir şeyler giydi.Yüzünü defalarca soğuk suya çarptı.Tam odadan çıkacaktı ki geldiğinde bulmak istemediği tüm detayları yok etmekte kendinden emin oldu.Tüm dağınıklığı odanın içinde dört dönerek toparladı,temizledi.Sonra sandalyeyi pencerenin kenarına koyarak sokağın ruhunu seyretti,insanları,evleri,kedileri,çocukları,gökyüzünü,yeşili,binaları,dar sokakları,engin gökyüzünü.Enginlikte kendini ufalayan bitkin ruhuna sokakta oynayan çocukları gösterdi.Bak dedi minik bedenlerine sığdırdıkları mutluluğu,umudu ve küçük detaylardan çıkardıkları dev hayat çabasını.Baksana dedi gözlerindeki neşeye,düştüğü an dizinden sızan kanı elinin tersiyle sıvayıp yüzünde şaşkın gülümsemeyle ayağa şahlanışını.Gururdan eser olmadan düştüğü yerden dimdik kalkışını.Bir el uzanmasını beklemeden oyuna yetişmesini,sonra arkadaşına yanaşıp canının çok acıdığını masumca dillendirmesini...Dinledi ve izledi...O zaman nerde kaybettiğini anladı.Madem yaşamak bu dedi ve odanın karamsar ellerini omzundan atıp,hayatın çağrısına yeniden kulak verdi.Kendini kaybettiği odada onu küstüren tüm sebepleri yanına katıp,daha güçlü kılması için tüm seslerine kulak verdi.Kaybetmeden bulmak isterdi kendini, o zaman ne manası kalırdı yaşamın.Sokağın dar yokuşunu geride bırakırken odasının penceresine döndü,sıyrıldığı kabuğuna teşekkür edercesine  baktı,kendi incisini bulmuştu.

0 yorum:

Yorum Gönder

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena