2 Temmuz 2012 Pazartesi

Kapadokya..Düş Güncesi 2

Sabahın ilk ışıkları ile uyandık desem yeridir.Tatil benim için yeni yerler keşfettiğim zaman önem kazanıyor.Dinlenmek,uykudan ziyade gezerek yorulmak,her anımı fotoğraf kareleri ile kalıcı kılmak.Fotoğraflar  ile zamanın her kesitini kalıcı kılabiliyorsunuz,tıpkı günlük tutmanın yazılı zaman kaydı olması gibi.Bu yüzden her hatırayı anlatırken arşivinizden çıkardığınız fotoğraflar değerli konuma geçiyor.Kahvaltı için hazırlanmaya başladığımızda güneş, yeniden doğmanın verdiği tüm şahane görsel renklerini gökyüzünde sergiliyordu.Kapıdan ilk çıktığımda gündüz vakti kapadokya'nın geceden yana güzellikten eksik kalmadığını anladım.Gece yürüdüğümde zaman tünelini andıran koridor şimdi gün ışığının renkleri ile keyifli bir görüntüye kavuşmuştu.Otelin terasına geçtiğimizde tüm şehri zirveden izlemenin keyfine varan bir ifade ile yeni güne gülümsüyordum.Elbette bu zevki yanımda paylaştığım insanların varlığı ile birleştirmek,en güzeli..Kahvaltının çeşitliliği,otantik özelliğini taşıyordu hem lezzetli,hem de gözlere hitap ediyordu.Masamızın yanından geçen uzun boylu,sarışın,orta yaşların biraz üzerinde turist ki alman oluyordu kendisi bizi son derece sevecen selamladı biz de mimiklerle karşılık verdik.Sempatik turistimizle gezi serüvenimizde bir kaç kere karşılaşacaktık.Tüm hazırlıklar bittiğine göre kapadokya turumuz başlamalıydı,elimde makinem,yanımda ailem,çevremde düşten parçalar serpiştirilmiş bir şehir,adımlarım mutluluk ile havalanıyordu yani enerjik bir günümdeydim.Babamın arkadaşı bize rehberlik yapacaktı,son derece sempatik ve konuşkan biriydi.Tüm gezi boyunca bu halini korumuştu.İlk durağımız gece bizi geriye iten mekan oldu,yolumuz ilk oraya düştü.Bu defa şehri yüksekten keşfetmek son derece eğlenceli idi,arada uçan balonları göreceğimiz gökkuşağı kıvamında rengarenk gökyüzü..ve elbette benim dikkatimi celbetmekte zorlanmayan minik hediyeliklerin yer aldığı tezgahlar.Son derece hayat dolu,neşeli insanları.Burada insanların yüzünde hayat telaşından sıyrılmış mimikler var.Küçük mutlulukları sığdırdıkları yüreklerinden sızan güzel mimikler..Bu yüksekliğe alışmış iken yolumuz düştü.En yüksek peribacasına yol almaya başladık.Bulutları okşayan kahverengi gölgeleri adımlamak için uçhisar kalesine yöneldik.Eğer yükseklikten benim gibi biraz çekiniyor ama büyüsüne de kapılıyorsanız en doğru yer burası.İçinde odaların yayıldığı,yaşanmışlığın izlerini taşıyan bu kale tırmandıkça kendinizi kanat takmış gibi hissettiriyor.Zirveye ulaşan dağcı edasında sabah enerjisi ile tırmandık bu merdivenleri.En zirvede gördüğünüz şey heybetli dağların ve peribacalarının uyumlu görüntüsü,gözleri ziyafetten tok gönderen bir görüntü.Hafif bir rüzgarın eşlik ettiği bu yükseklikte durup dinlenmek ve bu keyfi yavaş yavaş hafızaya yerleştirmek gerek.Bir de hayalgücünüzün izin verdiği kadar şekillendirmek peribacalarını.Bazen gözünüze bir eşya veya hayvan şekillerinde görünebiliyor,hayalgücü işte..Rüzgar nasıl eserse zihninizde öyle şekilleniyor.Bir bakıyoruz ki kaleden inerken,turist arkadaşımızda burada bize zafer işareti yapıyor,malum kaleyi azimle tırmandık indik hem de güneşin dorukta olduğu bir saatte ama yorulmak yok gözleri güzelliğe doyurmak lazım.Hoş sohbetlerimiz ile revan olduğumuz yolculukta sırada göreme açık hava müzesi var.Müze kartımızla müzeyi gezmeye hak kazanıyoruz,turist akını içerisinde fotoğraf makinelerinin revaçta olduğu,deklanşörlerin ışıldadığı, ses kalabalığının korosu eşliğinde dolaştık müzeyi.
Bir ara japon turist kafilesi arasında kaldım,sesli sesli bu japonları seviyorum hepsi boy olarak benim gibi minyon dedim,en yakınımda duran japon kardeş kahkaha atınca biraz şaşkın baktım ona, bana türkçe evet kesinlikle öyleyiz demesin mi?Ah bu japonlar dil öğrenme konusunda mahirler :)Uçhisar kalesini gezerken öylesine benimsemiştim ki Seda'ya bu oda senin bu oda benim diye garip espriler zinciri yapmıştım ama müzede tek dikkatimi çeken kuşların yakınımıza konması ve hiç korkmadan bizimle dinlenmesi idi.Bir de beni mutlu kılan bir dondurma ile gezi ziyafetini tamam kılmamız ..Tüm peribacaları şekillerini sınıflandıracak kadar uzun bir tur attık,kendimi çok farklı ve mutlu hissettiğim bu yer de çok güzel insanlarla tanıştık,yeni tanıştığımız ama uzun  zamandır tanıyor havasını tattığımız bu güzel insanlar bize çok özenli bir masa hazırlamış ve molamızı sofra etrafında kıymetli bir muhabbet ile doldurmuştuk.Misafirperverlikleri çok kıymetli bir yer edindi zihnimde.Muhabbtimizi çay ile tamamlayıp turumuza rehberimizin peribacalarını göreceğimiz her köşeye bizi götürmesiyle devam ettik.Yeri geldi bir tepeden yeri geldi bir ovadan seyredaldık düş şehrini.Bol bol fotoğraf ile kalıcı kıldık zihnimizde ve kalbimizde yer edinen bu güzel şehri ve güzel dostlukları.Balonlar ile havalanmaya cesaret edemesemde maviliklerin içinde renkli renkli süzülüşlerini izlemek çok keyifliydi.Gezilecek yerlerini bir güne sığdırmak ve bu tatlı anılarla gecenin koyuluğuna karışması yorgunluğumuzu silip almıştı.Hayal gücünüzün izin verdiği kadar düş sunan bir şehir.Gözlerinizin alabildiği kadar rüyanın kapılarını açan.Bir günceye ilham veren.Kısa kısa anıların hoş dokunuşlar ile zihninizden geçitini mümkün kılan.Gece yeni güne uyurken ayrıldığım bu rüya şehre bir daha gitmek umudu ile veda ettim ve güzel dostlukları hayatın akıcılığında kalbimize daim kıldık.

0 yorum:

Yorum Gönder

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena