1 Haziran 2012 Cuma

Ya Hayır Söyle Ya sus

Sözlerden daha çok davranışlar konuşur,herkes etkili ve anlamlı sözcükleri birleştirip iyilik ve dürüstlük hakkında eşsiz bir konuşmaya imza atabilir.Sözleri tüketmek,davranışlara aktarmaktan daha kısa bir yol olduğundan ötürü bir kişiyi sözlerinden daha çok davranışlarına yansıyan sözlerin toplamı ile değerlendirmek lazım.Sözler ve davranışlar iyi anlamda bütünleştiği zaman kıymetli olur.Artık bir çok kişi güzel ve çarpıcı sözleri süsleyip kendini doğruluk timsali gibi yansıtırken,davranışları tersine bir izlenim aktarabiliyor.Dili nelerden arındırırsak davranışlara yansıyan olumlu bir görüntü olur dersek.Yalan,gıybet,söz taşıma,haset,kibir,öfke,hırs..Bu davranışlardan uzaklaşan dilin elbette tükettiği kelimeler ve yansıyan davranışlar güzel olacaktır.Kötülükten arınmış dil,davranışlar ile konuşacaktır.En çok kayıba imza attıran davranışların başında da gıybet geliyor.Farkında olmadan veya bizzat bilinçli yapılan gıybet hem insanların size güvenini sarsıyor hem de yaptığınız iyiliklerin bir an da ziyan olmasına sebebiyet veriyor.

Ebu Hureyre'den(r.a)şöyle rivayet edilir:"Resulullah (s.a.v)sahabelerine,

Gıybet nedir? diye sordu.Bizler,
Allah ve Resulu daha iyi bilir,dedik.Resulullah(s.a.v)gıybeti şöyle açıkladı:
Kardeşini hoşlanmadığı bir biçimde anlatmandır.Biri,
Ya söylediğim durum onda mevcut ise? diye sordu.Bunun üzerine Resulullah(s.a.v),
Söylediğin şey onda var ise gıybet etmiş sayılırsın,yoksa iftira etmiş sayılırsın,buyurdu.

Ebu Nüceyh anlatıyor:"Bize aktarıldığına göre;kısa boylu bir kadın,bir haceti sebebiyle Resulullah'ın (s.a.v)yanına gelmişti.Yanından ayrıldıktan sonra Hz.Ayşe (r.anha),'Ne kadar kısa boyluymuş!' dedi,Resulullah(s.a.v),
Onun gıybetini ettin,buyurdu.Hz Ayşe(r.anha),
Ben sadece onda var olanı söyledim,deyince Resulullah(s.a.v),
Fakat onun hoşlanmayacağı bir yönünü söyledin,dedi.

Güzelliği ve hoşluğu davranışlarımıza yerleştirmek için çabaladığımızı düşünün.Gıybeti hayatımızdan çıkarmak ,dilimizi muhafaza etmek için özen gösterdiğimizde alışkanlıklarımızın içerisine dahil ettiğimizde,gıybetsiz bir konuşmanın ne kadar hayırlı olduğunu ve boş konuşmalardan uzaklaştırdığını farkedeceksiniz.Bu çaba içerisinde karşınızda gıybet yapan biri olduğunda ve müdahele edip susturmadığınızda bu günaha ortak oluyoruz.Bu nedenle gıybettten dilimizi korurken,gıybet yapanı da dinlememek dikkat edilmesi gereken bir durum.Zaten gıybetin bol olduğu bir diyalog,bu kötü halden arındırıldığında veya uyardığınızda tepki alıyorsa o dostluktan da pek hayır yoktur.Zira dost güzelliğe yönlendirendir.Noksanlarını bilip,kusurları örtme de yardımcı olandır.

Ebu Said el Hudri(r.a)rivayet ediyor:Nebi (s.a.v)buyurdular ki:'Miraca çıktığım gece,sağlarından sollarından etleri kesilip daha sonra tekrar kendilerine yedirilen bir grup insan gördüm.Onlara,'Kardeşlerinizin etlerini yediğiniz gibi şimdi kendi etlerinizi yiyin'deniliyordu.'Ey Cebrail!Bunlar kim öyle diye sordum.Cebrail,'Onlar,ümmetinden birinin arkasından çekiştirenler,alay edenler,biribirini kıranlar,incitenlerdir'dedi.

Gıybetten arındırılan dil,kalpten buğz etmeyi de kaldırıyor.Öyle ki gıybet sonucunda kalbe kin ve buğz yerleşiyor.

'Ey iman edenler!Zannın çoğundan kaçının.Çünkü zannın bir kısmı günahtır.Birbirinizin kusurunu araştırmayın.Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin.Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?İşte bundan tiksindiniz.O halde Allah'tan korkun.Şüphesiz Allah,tövbeyi çok kabul edendir,çok esirgeyicidir.(Hucurat 49/12)

Adamın biri Hasan Basri'ye(rah) gelerek,'Falanca adam senin gıybetini yaptı'dedi.Bunun üzerine Hasan Basri(rah) bir tabak hurma hazırlayarak adamın yanına gitti ve şöyle dedi:Duyduğuma göre sen benim gıybetimi yaparak sevaplarını bana hediye etmişsin.Ben de bunu karşılıksız bırakmak istemedim.Tam anlamıyla hediyene karşılık vermediğim için özrümü kabul et'.

Ebu ümame el-Bahili'den (r.a) nakledilmiştir:'Kıyamet günü kula amel defteri verilir.Fakat orada hiç yapmadığı bazı sevapların yazılı olduğunu görür.
Ey Rabbim !Bunlar da nereden geldi ? diye sorar.Allah (c.c),
Bunlar senin gıybetini yapanların iyilikleridir,diye cevap verir.

Yahya b.Muaz er Razi demiştir ki:Bir müminin sende üç nasibi olsun;eğer bunlar sende olursa Allah katında iyilerden yazılırsın:
Eğer ona fayda sağlayamıyorsan zarar da verme.
Onu sevindiremiyorsan bari üzme.
Ona övgüde bulunmuyorsan,hiç olmazsa kötüleme.

Davranışların dile yansıması için ruhumuza da tıpkı bedenimiz gibi bakmalıyız.Ruh, güzellikleri yaşatmak için de emeğe ve bakıma ihtiyaç duyar.Kusurları düzeltmek farkında varmak ne kadar kıymetlidir.

Bir Hikaye:
Kendilerine kitap gönderilmeyen peygamberler,yüce Allah'ın buyruklarını kimi zaman rüyalarında kimi zamanda işittikleri bir ses neticesinde alırlardı.İşte o peygamberlerden biri,bir rüya gördü.Rüyasında kendisine denildi ki:
Sabah olup kalktığında gördüğün ilk şeyi ye,ikinci şeyi sakla,üçüncüsünü kabul et,dördüncüsünü üzme,beşincisinden de kaç!
Sabah olduğunda karşılaştığı ilk şey kocaman siyah bir dağ oldu.Biraz durdu,hayret etti.Kendi kendine:Rabbim bana bunu yememi emretti dedi.Sonra kendine geldi ve Rabbim bana gücüm yetmeyeceği şeyi emretmez dedi.Kalktı dağı yemek için üzerine yürüdü.Yaklaştıkça dağ küçülmeye başladı.Öyle ki yanına vardığında ufacık bir lokma halini almıştı.Aldı,yedi,baldan daha tatlı olduğunu gördü,Allah'a hamd etti ve yoluna devam etti.
İlerlerken yolda bir tas gördü.Rabbim bana bunu saklamamı emretti diye içinde geçirdi.Hemen oracıkta bir çukur kazıp altın tası toprağa gömdü.Oradan daha birkaç adım atmamıştı ki tas yeniden toprağın üstüne çıktı,tekrar tası gömdü,ama arkasını dönüp gitmeye kalktığı her seferde tas toprağın üstüne çıkıyordu,bunu üç sefer tekrarladı ve sonunda:
Ben Rabbimin bana olan emrini yerine getirdim,dedi ve oradan ayrıldı.
İlerlerken küçük bir kuş bir şahin tarafından avlanmak üzre kovalanıyordu,küçük kuş ona:
Ey Allah'ın peygamberi!Bana yardım et!dedi.Peygamber onu aldı ve elbisesinin altına sakaldı,şahin peygamberin yanına gelerek,
Ey Allah'ın peygamberi ben açım ve sabahtan beri bu avın peşindeyim.Beni rızkımdan alıkoyma dedi.Bu talep üzerine peygamber kendi kendine 'Rabbim bana,karşılaştığın üçüncü şeyi kabul etmemi emretti dedi bende kabul ettim.Dördüncüsünü de geri çevirmememi ve mahrum bırakmamamı emretti,dördüncüsü bu şahin,şimdi ne yapacağım diye düşündü,duruma şaşakaldı.Sonra bıçağını çıkarıp kendi bedeninden bir parça kesip şahinin önüne attı.Şahin kendisine atılan eti aldı ve gitti.Biraz sonra da küçük kuşu salıverdi.
Biraz daha ilerledi kokuşmuş bir leşle karşılaştı ondan da emrolunduğu üzre uzaklaştı.
Akşam olunca peygamber Rabbine şöyle münacatta bulundu:
Bana emrettiğin bütün işleri yaptım.Bana bu işlerin gerçek yüzlerini lütfunla açıklar mısın?Peygamber bir müddet sonra yattı uyudu.Rüyasında kendisine şöyle bildirildi:
İlk yediğin şey öfke idi.Öfke ilk başta dağ gibi büyük olur.Fakat kişi sabreder ve öfkesine hakim olursa en sonunda onu baldan daha tatlı bir şekilde halledebilecek bir vaziyette bulur.
İkinci karşılaştığın güzel amellerdir.O ne kadar örtülse de gün gibi aşikardır,bir yere kaybolmaz.,zayi edilmez
Üçüncüsü sana verilen emanettir,emanete iyi bak hakkını ver,sakın ihanet etme.
Dördüncü karşılaştığın ise senden bir hacetin giderilmesi için  kapına gelen biridir.Sen muhtaç durumda olsan da onu ihtiyacını gidermek için çabala.
Karşılaştığın beşinci şey ise gıybettir.Gıybet yapan insanların yanında durma.

                                                        ***


Kendi kusurlarmızı bilip o kusurları düzeltmeye çalışsak zaten dilimiz gıybete bulaşacak gafleti göstermez.Güzellikleri yaşatmanın çabası ne hoştur.


2 yorum:

  1. güzel ve yararlı bir post olmuş. gönlünüze emeğinize sağlık sevgiler mutlu haftasonları...

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim,size de mutlu haftasonları dilerim,sevgiler:)

    YanıtlaSil

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena