20 Haziran 2012 Çarşamba

Bavul

Gerekli tüm eşyaları ayırdı,düzenledi ve bavuluna sığdırmak için tek tek sınıflandırdı.Düzenli yapısı hayatında her detaya siniyordu adeta.Günler öncesinden hayalini kurduğu tatile, sayılı saatler kalmıştı.Bu tatilden tek beklentisi vardı,zihnini dinlendirmek,ruhunu dinginliğe sabitleyebilmek.Kıyafetlerini sınıflandırdıktan sonra titizlikle katladı,uzun dakikaların sonunda bavulunu kapatmış ve çıkacağı yolculuğun hayaline dalmıştı.Nedense çocuklar gibi mutluydu,kendini hiç bu kadar iyi hissetmemişti.Yalnız ve sakin bir tatil.Deniz,doğa ve karmaşadan uzak bir hafta.Fotoğraf makinesini özenle el çantasına yerleştirdi ve telefonunu unutmamak için anahtarın yanına koydu.Aslında telefonu unutsa ne iyi olurdu,kimse ulaşamasa.İçindeki tüm karmaşanın hesabını tüm insanlığa kesmişti.Yalnızlık iyidi işte şimdiden sakinliğin hayali, zihninden ufak kemirginleri kovalamıştı.Uçak saati için uygun saati kollayarak evden çıktı.İstanbul trafiği için en ideal uzun saatleri ayırmıştı.Bu şehrin garip yönü kalabalığına alışık bünyelerin tepkisiz uyumu idi.Elden ne gelirdi,trafiğe gönüllü psikoloji ile evden çıktı,kapıyı kilitledi ve yaz mevsiminin saçlarını uçuşturan sıcak rüzgarı eşliğinde arabasına yürüdü.Sokakta zorlukla bulduğu park yerinden çıkarken çoktan yerini bir araba almıştı bile.Ah İstanbul,ne şehirsin..Senden kaçıyorum ama sana geleceğim için tekrar,bu kaçış bu derece tatlı geliyor bana diye mırıldandı.İstanbul'dan kopamazdı.Tüm şikayetlerine rağmen yaşamının merkezinde bu şehir vardı.Güzel ve nazlı şehir,vazgeçemediği şehir.Tahmininde yanılmadı öğle saatleri olmasına rağmen trafik çok da akıcı değildi.Radyoyu açtı,tüm frekansları üç dört tur ile dolandı, sonunda radyo dinlemek istemediğine karar kıldı ve kapattı.Havalimanına vardığında arabasını otoparka parketti,kahverengi bavulunu ardından sürüklerken tekerleklerin çıkardığı ses ve adımlarının ritmi eşliğinde güvenliğe geldi.Bu kısımdan her daim bunalıyordu.Hayatında hep tez canlı olmuştu.Bir an önce tüm detayların bitmesi mümkün olsa ne iyi olurdu.Küçük bir detaydan sıkılması bile kendine şaşırmasına sebep olmuştu.Günlerin birbirinin kopyası geçtiği zamanlarını hatırladı.İş ve ev ikilisinin kıskacından kurtulduğu zamanlarda uyku ve yorgunluk ikilisinden kurtulamıyordu.Tatil şu anda ona en büyülü gelen kelimeydi.Dinlenecekti,uyuyacaktı,seyahat edecekti,yüzecekti.Tüm bu anları yavaşlatmak ve tüm seneye yaymak isterdi.Tüm detaylar sona ermiş ve uçaktaki koltuğuna yerleşmişti,yine şansı onu orta koltuklardan birine layık görmüştü.Sağ tarafında şimdiden uyku moduna geçen orta yaşlı bir adam,sol tarafında da kendisi yaşlarında genç bir bayan vardı.Şimdi de bir an önce yolculuğun bitmesini ,yeşil ve mavi renge gözlerinin doymasını bekliyordu.Şu sıkılgan ruhu ile başetmesini bir türlü öğrenemiyordu.Gökyüzünden süzülürken uçak,kendini çok minik hissetti yeryüzünde.Bulutların serpilmiş beyazlığını,maviliklerin derin görüntüsünü hayal ederken içindeki tüm sesleri manasız buldu bir an.Kendini  sonsuzlukta kaybeden küçük bir nesne gibi adletti.İçinde biriken sıkıntıları yükseklikte kaybolan evler ve insanlar gibi küçük görmeye başladı.Geride bıraktıklarını bu kadar kısa sürede değerlendirince ne kadar da önemsizleştirdiğini farketti.Kanatları yaralanmış bir kuş gibi hissetti kendini,uçmak istiyordu ama sonsuzluktan ürküyordu.Bir dalda konaklamak istiyor bu kez de içindeki yetersizliğe kanatlar takıp adresiz uçtukça uçuyordu.Hem kendine kızıyor hem de kızmasına sebebiyet veren şeylerin adını koyamıyordu bir türlü.İnsan nerede değilse orada iyi olmayı huy edinmişti,elinin altında ne varsa olmayanlara uzatmaya meyilli bir açgözlülüktü bunun adı.Oysa iç seslerini susturacak bir sürü şükür listesi çıkarabilirdi.Sağlık gibi,kimseye muhtaç olmamak gibi,sevdiği insanların kusurundan ziyade güzel anlarını eleyip,mutluluğa pay çıkarmak gibi.Sanki bir şeylerden bıktıkça ruhunu güzelliklere karşı tembelleştiriyordu.Huzur mesafelerle kazanılan somut bir kazanç olsaydı keşke değildi.Kendinden uzaklaşması için ne tatil ne dünyanın diğer ucuna seyahatlar yeterli olmayacaktı.Kendinden kaçmayı bıraktığı an huzurun beş yıldızlı kapısını aralayacaktı.Bu beş yıldız maddiyatın dolduramayacağı kadar kıymetli ve uzaktı,uzaktı çünkü kıymetli olan her şey çaba isterdi..Uçaktan indiğinde sanki kafasındaki seslerin kapısını tıkırdatıyor gibiydi.Kaçtıkça aynı yöne yönelen adımlar..Akdenizin sıcak havası çok içten merhaba diyordu.Adımlarını yine bir yere yetişecek gibi hızlandırmıştı.İçindeki telaşı huzura adapte etmesi zaman alacaktı.Tüm kilitlerin anahtarını ruhunda kaybetmiş ve tüm suçu yıktığı koşturmalardan şikayetlerini geri çekmeye başlamıştı bile.Elinde bavulunu ritimle sürüklerken sadece şimdiki zamanın keyfini yaşamak için tüm terazileri attı kafasından.Anladığı en kolay düşünce kendine kızdığı tüm faktörlerin beslendiği yer zihni ve ruhu idi.İstese zihnini turkuaz maviliklerin kumsallarına taşıyıp tüm sıkıntılarını denizin derinliğine bırakabilirdi.İstese tüm telaşlarını ve olumsuz düşüncelerini güneşin yakıcı ışığında yakıp oracıkta bırakabilirdi.Kendisi ile başbaşa güzel bir tatile çıkmıştı.Birbirlerine verecekleri çok hesap vardı bunu anlamıştı.Gökyüzünün parlaklığı adımlarının telaşına hendekler açarken mavi ve yeşilin kucak açtığı doğaya elini uzatmıştı çoktan...Döndüğünde bir şeyler değişmiş olacaktı şimdiden bu değişimin telaşını hissetmeye başlamıştı ki zamana uymaya söz verdi..

0 yorum:

Yorum Gönder

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena