3 Nisan 2012 Salı

Sevgili Günlük

Yazdığını okumadan,yarım yamalak,düşük cümlelerle anlatırdı kendini.Gün bittiğinde,sakinliğe bıraktığında ufuk kendini, yorgunluğun sermayesini satırlarına dökerdi.Kendini yazarken kaybettiği satırlar.Ufkun çizgisinde farzederdi kendini.Hayalleri ile bezerdi yazdıklarını.Anıların ve hayallerin seçilmiş detayları ile..Bir hayal ki dillendirmeye kıyamayacağı.Kabullendiği gerçeklerin girmesine izin vermediği.Yiğitçe hayallerini gezdirdiği satırlarında,kendiyle bütünleştiği.Zaman olur yalnızlığın süslediği en sanatlı cümleler,hayallerin çığında ezilirdi.Zaman olur güzel şeyler anlatmak isterdi,ama kalem hep hüzünden çalardı .Hüzünü seviyordu yazılar.Hüzüne kondurulmamış her kelime uçup gidecekti sanki.Hüzüne bulaşmamış sevinçleri anlattığında samimiyetsiz buluyordu satırları.Eş bulamadığı güzelliklerde,sevgiyi anlatıyordu.Güzel ile sevgiyi birbirinden koparamıyordu.Aralarında olan bağı bilmiyordu.Ama güzel olan her şeyde sevgi vardı.Sevilen her şey güzeldi açıklaması bu idi.Gün gelir kopamadığı günlüğüne dokunmazdı bile.Kendinden kaçmak istediği zamanlardı bu.Anılarını yazdığı,en samimi olduğu sırdaşına bile katlanamadığı zamanlar;olmuyor değildi.Sırdaşı idi günlüğü.En çelimsiz kelimeler bile dertleştiği bu defterde kimlik sahibi oluyordu.İstediği zaman geçmişi analiz ediyor,istediği zaman yeni zamanların ışığında, karanlığa bırakıyordu yazdıklarını.Yazdıkça yaşıyordu.Yaşadıkça yazıyordu.Günlüğünü her eline aldığında, yaşamışlıkların iziyle beliren duygularla satırlarına başlıyordu.Yazdıkça büyüyordu,büyüdükçe ufalanıyordu dert bildikleri.Paylaştığı satırları zamana bırakırdı.Zaman ;gün gelir okuması için karşı konulmaz bir istek akını başlatırdı.Yazdıklarını okudukça bazen güler,bazen kendine kızardı.Bazen de değişimin hissedilmeyen varlığını tüyleri ürpererek farkederdi.Değişim sinsice zamana sızmıştı.Zamanın ilaç dedikleri yönüyle tanışırdı günlüğünde.Deva kılmadığı bir dert yoktu zamanın.Uykuya daldığında,anıların üstünü narince örten şefkatli bir büyüğün elleriydi zaman.Günlüğüne başlarken büsbütün sessizleşen ortamı,kalemine dökülen duyguların varlığı delerdi.Bu sesi sadece yazdıkça duyardı,hissederdi.Hisleriyle karşılıklı oturup,dertleşirdi,buluştukları yer ise defterin cazip satırlarıydı.Çoğu zaman hareketsizce beklerdi günlük.Unutulduğu zamanlar olurdu.Hatta tarihin günlerce, son sayfada donup kaldığı.Ama vefasız değildi dostlar,dertleşecekleri gün sitemleri olmazdı bu ayrılığa dair.Kaldıkları yerden kucaklaşırdı satırlar.

Yıllar geçince,karmaşanın hüküm sürdüğü bir köşede ,bir defter bulunur.En sevdiğiniz renkten seçtiğiniz kapağı biraz zamana yenilmiştir.Ayraç bir an da lâl olduğunuz tarihte kalmıştır.Öyle ki bu tarih ,derdinizi sonlandırdığınız günün imzasını taşır.Artık sırdaşınızı o gün özgür bırakmışsınızdır.Köşesine sessizce çekilip kaderine razı göstermiştir.Aylar veya seneler sonra elinize muhakkak geçecektir günlüğünüz.Karşılaşmanız iki yabancı gibi olacaktır.Ne tuhaf..İnsan bazen çok yakın bildiklerine yabancı olabiliyor ya da çok uzak bildiklerine yakın.Günlüğünüz de şimdi size bir yabancının ürkek bakışları ile bakmakta, sizi süzmektedir.Ama herhangibi bir sayfayı açtığınızda kendinizi bulmanız an meselesidir.Bulduğunuzda hiç kaybetmediğinizi anlarsınız sırdaşınızı.Esrarengiz sırdaşınızla geçmişi yâd edersiniz...Öyle ki karşılaması çok samimidir;sevgili günlük...

0 yorum:

Yorum Gönder

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena