1 Şubat 2012 Çarşamba

Yazmak Serüveni

Mahçup ve utangaç bugün kelimelerim.Kağıt elinden gelen, içten misafirperverliği ile kelimelerimi ağırlamak istiyor.Uzun zamandır özgürlüğünden taviz vermeden düşünce ve duygularını sıra sıra dizeleyen kelimelerim şimdi saklanmış,kağıda dökülmekten çekiniyor.Cesaretini toplamaya çalışıyor,güçlü görünmeye dair kendine söz veriyor;sonra kağıt ona bakıyor,onlar kağıda...Kelimeler cümle olmaktan var gücüyle kaçıyor.Uzun bir süre kağıdın ve yazının özlenen buluşmasını düşündüm durdum.Kavuşma anı bekledikçe uzayacak gibi görünüyordu.En iyisi kelimeleri bu basıkıdan feragat ettirip kendi hallerine bırakmaktı.Anlaşılan kelimelerim özgürlükleri konusunda memnun değillerdi.Baskıya isyan ediyorlardı.Cümle olabilmek için kendilerini rahat hissetmek istiyorlardı.Oysa hava da yazmaya ne kadar müsaitti.Masanın iştigal ettiği pencere kenarım dalları bembeyaz örtüyle kaplanmış harikulade bir manzara sergilemekteydi.Kar olabildiğine davetkar bir güzellik sergiliyordu.Huzur ile kalemi eline alıp ne güzel cümleler sarfedilirdi şimdi;ama tık yok..Bir kağıda bakıyorum,bir karın gökyüzünden süzülüşüne..Bir kelime yazıyorum diğer kelime onu tamamlayamıyor,siliyorum baştan.Mevzu kendiliğinden aksın gitsin hani konu konuyu açsın diyorum,mevzuda saklambaç oynamakta ısrarlı.Sinirimi, buruşturup kağıdı fırlatmakta bulmak istiyorum;nafile artık bilgisayın soğuk bünyesiyle haşır neşiriz.Kalem sözde olan bir kavram,hani fenada durmuyor kalem ve kağıdın atışmasını yazmak;fakat burada kalem sadece masanının üstünde duran pek sevimli bir aksesuar durumunda.Pencereyi açıp kapatıyorum,kaydet tuşunun yalanını görüyorum.Ne kaydedeceğim ki birşey yazdığım mı var.Sonra aradan az bir süre geçiyor inat bu ya tekrar yazmak için var gücümü toplayıp parmaklarımı klavyenin tuşlarında gezdiriyorum..Çocuk olsam bu durumda kağıda çiçek böcek çizmeye başlardım çünkü boş bir kağıt sinirime dokunuyor.Büyüdük ya ciddiyeti kaybetmeyelim,kağıdı düzgün sarfedelim.İçindeki beslediğin sinir ve beklentiler kağıdın saf beyazlığını bozamıyor.Ne duygu bekliyorum ki yada nasıl bir düşünce.Yazacaksın diye beynimin köşesine emirler veriyorum ,kalemide asker gibi dikmişim başıma gel de yaz.Burada ki kalem göstermelik tabi klavye çok havalı durmadığı için kalem sözcüğünü atamıyorum lügatımdan.Kendimi kilometrelerce uzunan metrelerce büyüyen bir kütüphanenin içinde hayal etmeye başlıyorum bu esnada.Her yer beni oku benden esinlen diyen kitaplarla dolu.Zaten ne kadar okuyup araştırsan da kendimi bazen yazarken çok yalnız hissediyorum.Yetenek var ise bilgilerini konuşturursun;bir bilmek var bir de bildiğini yazabilmek.Beyninde zıplayan bilgi karmaşasını masum bembeyaz kağıtlara dökebilmek çok ayrı marifet.Neyse kütüphaneden henüz hayal olarak ayrılamadım.Kayboldum çıkışı bulamıyorum,kitaplar üzerime üzerime geliyor..Bıkkınlık üst düzey seviyeye çıktı.Yazmak cesaret ister,yazmak özgürlük ister,yazmak kişinin kendisiyle olan tüm zincirlerini dahi atmasını ister.Hayallerinin önünde hiçbir engelin olmasını kaldıramaz yazmak eylemi.Ayağını uzatıp heyecanla okuduğun kitapların bir de arada yudumladığın çayla harmanlandığı bu keyfin nasıl bir süreçte avuçlarının içine geldiğini farketmemek.Saniyelerle gözünün önünden akıp giden kelimeler kimbilir hangi ilhamın gelmesini beklediği geceler ve gündüzlere tanıklık etti.Bir sesin yada çalan bir telefonun dağııttığı kaç dikkat ile aklındaki cümleyi bekledi durdu yazmak görevini üstlenmiş yüce insan...Yazmak insan olmayı gerçekten idrak etmekle olur.İnsan olmanın iniş çıkışlarını bilmekle.Ne kelimeler ne de düşünceler ve elbette duygular dar bir coğrafyada büyüyemez.Ufkunun genişliği kelimelere yansıdığı an yazmayı adımladın demektir.Yazmak bazen aklını da geride bırakıp ruhunun elinden tutmasına izin verip türlü çılgınlıkları kelimelere aşılayacak özgüvene sahip olabilmektir.Yazmak zor iştir bir yandan da kolaydır.Denge sağlamaya çalışmamaktır.Belki de kendini kelimelerle büyütmektir.Cümlelerle tanımaktır.Hayalimin tam ortasında kendimi sinir ve tedirginlikle attığım bu satırlara ithafen diyorum ki yazmak bir aşktır.Aşkta mantık aranmaz,aşk görecelidir.Gördüklerim veya görmediklerim,duyduklarım veya duymadıklarım herşey kelimelerimin özgürlüğüne emanettir.Kendini sınırlamadan ne zaman anlatacak gücün olursa o zaman en içten satırlar kapını çalacaktır.Hani fotoğraf makinesinin karşısına geçip bin cefa ile poz veririz bir bakmışsın en doğal halin ile yakalandığın aradığın karedir;yazmakta böyle;doğallığa bıraktığın an iyi veya kötüsüyle o yazılar senin eserindir,eserine kötü de olsa sahip çıkmak pes etmemek en önemli noktadır.Ayrıca kötü ve iyi olanda göreceli olduğuna göre sorun yok.Yazmak tüm takıntılardan uzak olmaktır...Yazmak her defasında kendi içinde çıktığın bol serüvenli bir seyahattır.Yanına katık ettiğin düşünce ve duyguların özgürce savrulduğu diyarlarda kendini tekrar tekrar bulmaktır...

3 yorum:

  1. yazmak..karşında kimse yok..gözlerine bakmaktan korkacağın, utanıp sıkılıp eveleyip geveleyeceğin, heyecandan dilinin sürçeceği kimse yok..sen varsın, hayallerin ve sen.. kimsenin yönlendirmesiyle de değil..sensin kalemin hükümdarı, sen nasıl istersen öyle hal alır, sen ne yöne sürersen o yöne yol alır..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte kalemi kuvvetli arkadaşımın harika yorumu;teşekkür ederim Canancığım..

      Sil
  2. esin kaynağımdın ben asıl teşekkür ederim bu güzel yazı için..

    YanıtlaSil

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena