13 Ocak 2012 Cuma

Rüya

Kayıp zamanlarda kayıp ruhlar aranırmış,çok zaman arayıp durmuşlar hakikatın uğradığı bahçelere.

Hakiki çehreleri görebilmenin mutluluğunu hayal edip pervane olmuşlar,dostların dostlarında aramışlar güzel olanın yansımasını,ayna bilmişler de bakmışlar gülen yüzlere ve bu tebessümlere yol vermişler umudun izini sürmek için.

Gelsin zaman, evvel olsun istemişler mutsuzluğu ve mutsuzluğun toprağına basmadan adımları arşınlamak istemişler hüzünlerden öte diyarlara.

Gitmiş zaman, beklemeden ,sabırsızca saklamış sır gibi ilacını sinesinde.Derman arayan kalplere, özünden ziyade tılsımını gönderirmiş ama yine de söylemezmiş kendisinde aranan şifaları,kendisini bekleyenleri ve bekletilenleri.

Beklermiş hep, zamanın sakladığı sürprizleri,sanki artık kara dumanlar dönmeyecekmiş gibi geri.

Bembeyaz düşlerde imiş masalların devamı.Sonlar orada yazılmış yeniden,kahramanlar beklenirmiş hala beyaz düşlere yaraşır,gerçeğe lütfedercesine, iyiliğin artık kalabalık sesleri susturmasını beklemiş,umut etmeyi beklemiş yorgunluğun ortasında.

Suskunluğun çığlığı yakarmış,koşmaktan yorulurda uykuya dalarmış bazen notasız sesler.İşte o zaman haykırırmış içinde biriken hüzünlerin dili tıpkı yağmurun tınısı gibi,yağmur gibi gölgeleri kovalarmış ardında.. ve sonra güneşe bırakırmış bestelerin parlak ve dingin, sade ve yeterli sözcüklerini.

Sözcükler ruhundan sıyrılmış da dizilmiş oysa kelimeler ruhundaki değerin içinde ne de sığ kalırmıış.

Derinliğine bakmak istermiş ruhunun,ruhunun bitkinliklerine yeniden tüm gücüyle doğmak istermiş.

Karanlıkların gölgelerinde sığınırda aydınlığa bakacak cesareti bulamazmış.Aydınlığın elinden tutupta yükselmek istermiş perilerin eşliğinde,masalların yolllarına düşüp,kervanlar ile taşınmak istermiş ardındaki gerçeklerin yüklü,güçsüz,pusulasız zamanlarından.


O zaman nağmeleri işitirmiş kalbinin çöllerinden, o yağmurun sesine yönelirmiş tüm seslerin arasından onu bularak..


Bulmak,kaybetmenin acısı ve kazanmak kaybetmenin korkusu ile..


Düşünürmüş gerçek olmasa masalların ne kıymeti kalırdı diye.Yaşlanmak olmasa gençliğin değeri,yaşamak olmasa ölümün adı ne ola,karşılığına ne yazıla?..


Düşünürmüş zamanların karşılığına yazılacak kitap kitap masallarını.Masallarına ad konduramazmış,basit kalırmış,hisleri dile vurulunca


Ardından toprağın sadık arkadaşlığını alarak yanına,kalemini sürermiş ince ince üzerinde.


Kelimelerle filizlenirmiş ruhu, kalbine nişan olurmuş bu satırlardaki masalın sözleri.


Sözler tutulmaya denk olduğu zaman,sözler içtenliğin duvarıyla örtüldüğünde ve sözler kalbin saklı hazinlerinden sunulmuşsa terazi tutmaz olur ağırlığında.


Masalın sözcükleri,yankılanmış kainatın görünmez ellerinde ...Masal kendini anlatırmış sihirli çubuğuyla..


Rüzgarın tınısı,rüyalarımın içinde çalan ezgi gibi penceremden içeri sızıyordu.Rüyalarım da esen rüzgar, ürkütücü değil aksine davetkardı dinlemeye.


Renkler çok canlı ise,siluetim hüzünlü,rüzgar da eşlik ediyorsa işte ben o zaman rüya görüyorumdur.


Kimi zaman gerçeğe uyanmak bana mutluluk veriyor,kimi zaman rüyalarımda daha bir derin hissettiğim hüzne, veda etmekten hoşlanmıyorum.


Belki de rüyalarımda görmekten çekindiğim hatta korktuğum hüznümün derinliğini görmek beni hoşnut etmiyor.


Sahi hüzünle o kadar uzun zamandır yakın bir dostluğumuz var ki benden uzaklaşsa mutluluğa yabancılığımı o vakit hissedeceğim.


Belki de uzun bir zaman hüzünle bağlarım kopmayacak.Hüzün ve rüyalarımla o kadar bağlı yaşıyorum ki;gerçeklik ve mutluluk benim için hülya gibi oldu.


Rüyalarım bile bana daha tanıdık yaşadığım anlardan.Nabzım bile uykudayken daha bir canlı atıyor.Ben uyanmaktan ve sadece senle yüzleşmekten korkuyorum.Çünkü sen bana bir rüya kadar yakınsın.
Gözlerimi kapattığımda gördüğüm,açtığımda yitirdiğim...Belki de seni ancak rüyalara yakıştırdığım için,gerçekliğe layık görmediğim için.


İçimden sana bir masal yazsaydım eğer bu masal dışa vurulduğu an tüm gerçeklikleri yok ederdi.Böylesine etkileyici kılan her şeyi sensin.


Ruhunla ve hayatını canlı tutan varlığınla sen ancak kifayetsiz nice beliğ sıfatlara,nice sayısız adlara yakışırsın.


Sen içimdeki pinhanın kilidi ve sen hayatımı hayale döndüren meleğin ete bürünmüş hali.ve sen bir hikayenin başı ve sonu.Kelimelerin aşkla dans edişine sebep yine senden gelen ilhama..

0 yorum:

Yorum Gönder

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena