14 Ocak 2012 Cumartesi

Lale ve Aşk

Nazenin,beliğ,kırılgan bahar, adım adım,nazlı tavrından ödün vermeden hüzne veda ediyordu.Hüzün yağmurdu,damla damla akıtırdı yüreğinden sızlanışlarını.Hüzün haykırıştı,şimşeklerde bırakırdı kendini sükunete.Hüzün kardı,bembeyaz yüreklerin üstünde buz tutardı,kalkandı kötülüklerin çığlarına.Hüzün rüzgardı ,savururdu hırçınlığını sevinçlerinden ayrılan çehrelere.Hüzün sonbahardı,düşen bir yaprak,grileşen umutlardı.Hüzün kıştı,soğuk,mesafeli,beklenmeyen davetsiz misafirdi.Hüzün vedaydı,kendini fırtınalara teslim eden.Hüzün gökyüzüydü uçsuz bucaksız deryalarına bulut bulut ümitler bırakıp kaçan.Bulutlarına sürprizler hazırlayan.Hüzün yolcuydu, zamanı geldiğinde gitmesini bilen…


Sevinç,sevmekti, sevilmekti sevginin değerine,kutsallığına eşdeğer.Sevinç bahardı,yeşil yeşil gülücüklerdi.Sevinç gökkuşağıydı, tüm güzellikleri kuşak kuşak takınan.Sevinç denizdi,dalga dalga hüzne meydan okuyan.Sevinç güneşti,ışığı ile gözleri kamaştıran,olumsuz her şeye inat her gün yeniden doğan.Sevinç kuş idi,özgür savuruşlarını etrafa bırakıveren.Sevinç kalemdi,kaderini kağıtlara işleyen.Sevinç gülümsemekti,sevinç hediye idi,tebessümle beraber minik minik paketlerde.Sevinç çiçekti,büyüleyici tılsım...Sevinç renkti eşyaya can verir gibi,ruhu canlandıran.Sevinç cömertti,hüzünlerin ardından, bıkmadan barış için savaşırdı.


Hikaye yazıldı,figürler canlandı,masal yitirdi büyüsünü gerçekliğin güzel destanlarında..Bir kalem oynadı bir de yüreğin notaları çaldı eşsiz bir melodide.Kalem simsiyah mürekkebiyle dokundu hüzünlerin diline,gözyaşları damladı kağıda ve kağıt can buldu sevinç deryalarında.Güzeldi hikaye, başı hüzün, sonu mutlu.Sonlar mutlu iken silinivermişti hafızadaki dramlar.Hüzünler kovaladıkça,sevinçler kaçmış ve sonra güçlenmişti tüm hikayeler.Kaleme renkli mühürler vurulmuş,kalem pembe pembe desenler ile çiçeklenmişti kağıdın kendiyle.Sevinçten,hüzünden dem vuran bu hikaye ,doğanın en canlı mevsimi yazdan önce bir hediye bırakıverdi.Tek başına,sadece kendi ile,çok güzel,rengi sabrından,tazeliği zarifliğindenmiş ve hüzünlerin ardından giden sonbahar,savruk şiddetiyle kış, açmıştır avuçlarını bahara.Bahar ipek gibi sarmıştır doğanın vücudunu.Parlak,perili renklerden seçmiştir kostümlerini.En güzel çiçeğini bir broş gibi takmıştır yakasına.Lale…


Ve sonra gözlere hayran bakışlarımızı yerleştirmiştir kendisi.Ne kadar da güçlüdür nazar etmez onca bakışa.ve lale toprağında şahlanan bir tarih.Figürleri estetikle dans eder gibidir sanki.Asildir, güzel olduğunu bilir,veda etmeye her an hazırdır, zamanını bekler,edasını gösterir ve sonra umutlara kapılarını açan mevsime bırakır kendini.Şarkılar mırıldanır,en ince musikilerden seçer,aşk ile söyler ve kokusunu içine çeker aşkın.Hayrandır bahara,bahar ise sadece ona hasret açar kucaklarını.Bir lale veda etmişse eğer,habercidir hayatın geçip giden saatlerine,günlerine ve ta ki mevsimlerine.


Kalem kağıda hikayeyi şöyle anlattı.Lale aşık idi bahara.Mevsimleri bekler dururdu,hanesinin derinliklerinde.Beklemek aşkın doğası idi.Bekledi ve sonra uyandı,sevdiğine yüzünü göstermeye semaya doğruldu.Güzeldi sevdiği hem de çok.Öle ki sınırları yoktu açmıştı kollarını dört bir yana tabiatın.Ah ah..Bahara, gösterme ışığını benden başka hiç kimseye diye sızlanırdı lale.Rengi baharı görünce al al olmuştu lalenin.Biliyordu ömrü kısa veda edecek bahara ve başka mevsimlerde tekrar doğmayacaktı bir daha.Neden aşk kavuşulmadığı zaman aşk idi o zaman lalenin sevdası, tarifi mümkün müydü.Lale düşünür dururdu.Aşk düşünceler,duygular selinde boğulmaktı ,anlamıştı.O bahara, başka tüm gözler ona hayrandı.Acaba güzelliğinin sabırla işlediği tomurcuklarından doğduğunu,bahardan başkası anlayabilir miydi..Tek başına idi aşkının büyüklüğü yanında.Bahar yüzüne bakar mıydı bunca güzel varken.Sevmek ne kadar güç idi,sevilenin yanında aciz.Bahara küsemezdi ki,onu sevmekten ötürü ona küsmek ve buna güç yetirmek..Aşkını kalbinin narin narin atan melodilerine anlatıyordu,kimseciklere anlatmayacaktı.Aşk değerini ancak attığı kalbin içinde yaşayarak,sır olarak korurdu,bunu biliyordu.


Ve yine ve sonra bekledi,bahar ona veda bile etmeyecek miydi.Ömrünü doğanın sıcaklığına bırakırken, gider iken ardına dönüp de bir çift güzel söz dahi sölemeyecek miydi.Lale güzelliğini aşkına gömüp giderken, arkasındaki haykırışları duymamıştı.Bahar ağlıyordu,yağmurlarını lalesinin hüzünlü,sessiz gidişine ince gözyaşları ile bırakıyordu.Bahar veda etmeye hazır değildi onun ardından kendi gidişine.. ve biliyordu bir daha geri geldiğinde hatırası ile doğacaktı.Giderken şöyle mırıldanıyordu bahar lalesine,ben sen de doğar iken sen bende ölümü bekledin,bilmedin mi seven ve sevilen bir kalpte buluşan yar iken,biz ancak birbirimizde varolandık.


Sonra her hikaye ile biten gün,başka bir hikaye ile uyanıyordu.
Bir gül açmaya hazırlanıyordu,uzaktan bir bülbül ötüyordu...

0 yorum:

Yorum Gönder

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena