27 Ocak 2012 Cuma

Hırçın Yorgunluk

Duyduğun bu sesi daha önce işitmiş olabilir misin?
Bu kadar yankılanmış mıdır ardından, hakettiğin kadar?
Ya da haketmediği unutmuş, yetinmeye mi başlamıştır, elindeki hissedilmeyen yükleri?
Boşluk senin için adımlamak mı olmuştur gerçeğin nefessiz bırakan yokuşlarını?
İşitmek senin için kullanılıp atılmış yorgun kelimeler midir?
Havayı farketmeden mi solumuşsundur kurşuni mağaların bitişiklerinde?
Çıkışları birbirine benzeyen yollar, senin için bilmeden alışkanlık mı olmuştur?
Sen kendini kendinde hapsedipte, başka simalara mı yüklersin sahte zamanların sahte memleketlerini?
Soruların cevaplarından,cevapların tekrarlarından isyan edip sormaya devam eder misin tekrar?
Tekrarlamak ister misin yılgınlığın harflerini, sindirmeyi içindeki dolmayan boşluklara?
Farkeder misin ?Tenkit ettiğin herşeyin,her yaşanmışlığın, kendisi olup çıkacaksındır anlayamadığın bir oyunla.
Oyunları yazarken güvenli kaleminle, kendi kaleminin mürekkeplerine yabancı olup çıkacaksındır.
İşte o zaman..
Her katresinde, beylik cümlelerin sığınağında, kendi yıldırımlarından kaçmaya çalışacaksındır.
Kendinden başka sitem etcek biri daha vardır, kırık aynaların defalarca tutturulmuş yansıması belki de yanılması.
Hırçın halin şimdi masumluğa gurbet olmuştur,dönmeye cesareti yoktur da bahaneleri yakıştırır ve sürükler peşinden.
Çığlıkların senin gücün kadar yükselir,sesin boğulur farkedipte geç kaldığın ufuğun çizgisinde.
Dirayet edebilir misin hiç alışık olmadığın aydınlığın keskin ışıklarına?
Yazgının gücüne bırakırken kendini,gözlerin kapalı, kendin yıkmışsındır kumdan kalelerini.
Cesaretin var mıdır? Buna da yoksa hazır mıdır yine cevapların alalade.
Susmak belki de en sanatlı cümlelerinden manalı kalır.
Yegane dostun yalnızlığına, bin türlü methiyeler sıralar sonra kaçmaya çalışırsın yalnızlığın sadık dostluğundan.
Dost umarken samimi gözlerden,boğulduğun sulara bırakırsın kendini.
Mutluluğun çeşit çeşit tariflerini okur,herbir deneme de eline gözüne bulaşan yaşlarla akıtırsın acının hiç değişmeyen,kolay tarifini.
Öğrenirsin ki mutluluğun malzemesi güçlü olmakmış,kovaladıkça sen, sır perdelerini sıkı sıkı çekermiş sana.
Kendi kafesinde aydınlığın,kendi özgürlüğünde karanlığın olduğunu anlaması zaman istermiş.
Özgür bıraktıkların senin vicdanının esiri olur da,esir alamazmışsın gidenleri kendinden.
Yoktur kalbine yerleşen çiziklerin ilacı.Kendini kendin kadar yalnızlığa mühürlü,yalnızlığı yanına kimseye yakıştırmadığın kadar yakıştırırsın işte o an.
Benliğinden başka sorumlu bulduğun zaman, sitemin yine ses bulur kendi içinde.
Sözleri verip,bırakırsın aldığın yerden, farketmeden..
Deli olmak istersin de, bazı zamanlarda deliliğin akıllı olmaktan daha tahammülü olduğu görürsün.
Sözcükler defalarca tekrir edilmiştir ama yalnızdır her söz yanına bir sıfat bulamadığında.
Duyduğun bu sesi daha önce işitipte unutmayı seçenlerden misin?Yoksa unutmanın ,ölümün dayanılmaz acısına verilmiş bir hissiyat olduğunu mu düşünürsün?
Ölüm belki birgün,unutmak defalarca,sabır fütursuzca öğretiyorsa sana kendini,yorulmak için erken davranmamalıymış.
Belki de hayatın istediği de bu,baş kahraman olmak isteyen kim,yaşamak tek başına kahramanlıkken...

0 yorum:

Yorum Gönder

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena