27 Ocak 2012 Cuma

Emek

Sadece gitmeyi dilemiş


Gölgelere saklanmış aydınlığın kanatlarına taktım umutlarımı,uçsun diye düşüncelerin boğucu yüreklerine.O zaman anladım umudun kalplerdeki yerini,liman olmuş bekleyenlerin sözcüklerine,sözler yetersiz kalmış,taşmış suların hanelerine. Misafir iken umut ,yerleşmiş inadına kırıklar.Sadece kırıklara bakarak mırıldanmış içindekileri ve sadece düşünmüş içindekilerin yüksek sesli bağırışlarını.Sadece gitmeyi dilemiş.En basit çözümün en karışık sorulara çıkcağını bilmeden.Gitmeyi dilemiş güzel olanın kısalığını içine saklayarak,güzeli armağan eden zamana minnetle.Gidenlere kalanlardan hediye, yüklü dertlerin mirasını.Gitmeyi dilemiş ölçüsüz durakların zamansız şehirlerine.Anlatmak istemiş, gitmek bazen kaybetmek bazen ise sadece aldanış.Gimekten korkmuş o zaman gelgitlerin aşındırdığı limanlara, sükunet bulmaya, mekanlara mana yüklemiş.Gitmeyi dilemiş zamana dayayarak umudların gelişlerini.Gelmeyi dilemiş,umudun karşılığı kalbinde her ne ise..




Sadece öğrenmiş


Öğrenmiş ki her bekleyiş ardında pervasız gidişleri barındırır.İsyanlar yalnızlığın hakimiyetine teslim olur iken an be an hisseder geride kalan hatıraların siyah beyaz sahnelerini.Sadece öğrenmiş o zaman, gitmek,yükü daha bir yüklenmekmiş.Öğrenmiş ki yıldızlar karanlığa sabredipte her güneşin ardından parıldayabilmeyii başarıyor.Gitmeyi istemek acizliğin en cesaretli haliymiş.Sadece bilmeyi öğrenmiş içindeki kurakların rüzgarı nerden eser de böyle yorgun kalırmış renklere.Adlara mana yüklemişte gitmenin karşılığını dolduramamış belki de sadece kandırmış kendini zaman denilen uçuurumda ve uçurumun kenarında tutunmuş yüreğinin umutlarına.Umut etmenin gidişlerine el vermişte sabahsız karanlıklara direnebilmiş.Sadece direnebilmiş ve sadece öğrenmiş yaşadıklarından, yaşamın sağlam demirlerini.Paslara önce aldırmış ama aldırmamayı da öğrenmiş.Sonra sadece sihirli kelimeler aramış hayatında.


Sadece anlamış


O zaman nakarat edinmiş umudun her bir eş anlamlarını.Eş bulamamış içindeki kırıkların karşılığında duracak dayanıklılıkta.Dayanmaktan nefret etmiş,nefret etmenin sevmeyi öğrenmek olduğunu anlamış.Sadece anlamış her cümle diğer cümlelerin devamı için yazılmış kader sayfasına.Sadece anlamış ama söyleyememiş en derin kalplere bile bunun uygun tasvirlerini.Anlamış, gökyüzü içinde yıldızları saklayabildiği kadar derinmiş.Anlamış ki yıldızlara sahip olmak için derinlerde yaşayıp,harmanlanmak gerekirmiş hüznün katmanlarıyla.


Sadece bakmak gerekirmiş


Telaffuzunda zorlanmış,düşmüşte kalkmaktan bitap olana kadar ağlamış.Gözyaşlarının damla damla birikmesi için yanması gerektiğini anlamış ateşin közünde.Ateşin yaktıklarını görmek için bakmayı bilmek gerekirmiş,bakmak içinde öğrenmek hayatın iniş çıkışlarını.O vakit sihirli kelime dudaklarından dökülmeden önce kalbine işlemiş.Kalp kendi harıyla bu kelimenin közlerini atmış bakışların boşluklarına.Sonra kelime bir mucize gibi yankılanmış.Emek...




Emek etmeyi dilemiş gitmelerin yolunda


Melek yüzüyle,güneşin aydınlattığı bir simadan dökülmüş sözcükler."Emek olmadan hiçbir şey olmaz".Kolaylığın yanında basit acıların,mücadelerin yanında terazisiz duyguların varlığını duymuş işte o an.
Emeklemeyi öğrenmek için de cesaret istermiş,korkmamak yolların taşlarından.İncinirken inciltmemeyi öğrenmek.O melek umudun bir hediyesiymiş ona ve o bilmiş ki emeksiz sarfedilen kelimeler tükenişe,hareketler durmaya,sevgiler bitmeye,aşklar yitirilmeye mahkum.


Susmayı dilemiş ,sadece susmanın asil gidişlerine emanet etmeyi kendini ,dilemiş...

0 yorum:

Yorum Gönder

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena