Yazı Dünyam

6 Ocak 2016 Çarşamba

Yürüyüş

Umut kırıntılarının uçtuğunu gördüm. Bin parça olmuş camların birleştiği izlere baktım. Güneşin açtığını gördüm ve ardından kararan gökyüzüne şahit oldum. 
İzlemeyi sevdim, göç eden kuşların cesaretine hayran hayran. Umudun katık olmadığı yaşamların göz bebeklerine baktım. Yürümeyi hep sevdim. Ellerim cebimde umarsız görünmeyi de.
Kendimi zikrettiklerimin ardında aramayı sevdim. Yanımda değişen silüetler  gördüm. İzledim veya baktım öylesine, ne denirse.
Koşmaktan yorgun, yürümekten mutluydum. Yaşamın tadını kaçıracak telaşa anlam veremedim. Çok ciddiye mi aldık nefes tüketmeyi, dedim. Bir kaç umut kırıntısı ile dolu dolu tebessümler savurdum.
Read More

Dağınık

Gözlerinin gördüğü sadece bir anımsama ya göremediklerin? Duyulmayı bekleyen hisler var ardında. Hislerin sesi olmaz deme. Konuşmadan anlayabilen insanlardan olmalı çevrende. Yazdıklarını okuyacak, konuştuklarını unutacak. Kısık seslerle ifade edebilmelisin kendini. O çok şaşaalı fotoğraflara lüzum yoktur mesela. Gözlerinin kenarındaki çizgilerin anlamını sorgulamak yerine ses tonundan şiirler yazabilecek insanlar gerek sana, bana! Yok yere lafı gevelemeden, gerekirse beraber susmayı becerebildiğin insanlarla yola çıkmalı.


Dağınık yaşamları beraber toplamalı. "Düzenin" iç gıdıklayan sürekliliğini bir dokunuşla yıkmalı. Karmaşıklığın içinde kendi rengini bulmalı ama vazgeçmeden ya da hata yaparak... Bulmalı ve kendi kurallarınca yaşamalı. Dağınıklığın içinde, kendi, karşı koyulmaz düzenini oluşturmalı. Kime göre, neye göre demeli. Bana göre diyebilmeli. Öncesi ve sonrasını hesap etmeden yaşayabilmeli. 
Read More

30 Ağustos 2015 Pazar

Göç

Gözlerindeki nemi ellerindeki yaşanmışlıklara dokundurdu. Zaman zaman ağzından dökülen sözcükler bu defa uzun sessizliğin içine karıştı. Ne vardı sanki tebessüm  dudaklara dokunmadan ruha ulaşmak zorunda olmasaydı... Bilindik ve yabancı,  bir arada uçuşan kanatlar. Öbek öbek aynı kafileye katılan uzun yolculukların sessiz yolcusu. Hani şu cama yaslanan yaslı başların buğulu bakışları, hikâyesi olan suskunlukları, bir kelimeye sığan, yersiz yurtsuz olan ruhların göçü...
Read More

10 Nisan 2015 Cuma

Mevsimlerin adı

Mevsimlerin adı değişir bizim memlekette. Çizgiler atarız takvimlere. Bir takvimde asılı değildir aslında duvarda. Rakamlar ezberimizdir. Mevsimler güz,yaz değildir sadece, doğadan can bulan isimler bulmuşuzdur mevsimlere. Her ay diğer aydan daha bereketli geçsin diye tüm çabalar. Hasat mevsimi ardımızda kalırken yorgunluğumuz başka bir mevsime yolculuk edecektir. Yaşam burada her detayın içinde yüzmektedir... Kolay değildir bir günü devirmek ama cesaret ve enerji çoktur çalışan ellerin yüreğinde.

Her sene başka bir bebek kundakta salınır, her sene başka bir çocuk adımlarını toprakla tanıştırır.
Her sene başka hikâyeler tanıdık yollardan geçer. Umudun bahçeleri yaz gelir meyvelerle dolar, sabrın yüzü kış olur buz beyazlara bürünür. Ne sebepler biter insanda ne de yaşam adına tükettiği çabalar. Bizim çabamız biraz daha derinden o kadar. Bizim çabamız; yaşamak o kadar açık. Mevsimden mevsime dokunurken en büyük hediye; hatıralarım... Duvarımızda takvim hiç olmadı, ben de kalbimde çevirdim yaprakları, tek tek hatırlayabildiğim kadar araladım geçmişi sayfalara.

Anlatmak istediğim yaşadıklarımdan bir nebze ya içimde durmayan sesin çocuksu yönü? Kendinizi anlattığınızda size bakan boş gözler, umduğum okuyan gözlerin doluluğu. Ya da sadece anlatmak, mevsimler geçerken kendinden bir iz bırakmak, harflerin şifre olduğu.

Hasat mevsimi ardımızda kaldı, dizlerimde yeni yaralar açıldı, onlarda kabuk bağladı. Cildim yaz güneşini kısa bir sürede kanıksadı, rengi buğdaydan esmere çaldı. Artık gece uyurken ayaklarımdaki sızıyı hissetmiyorum, ellerimin derisi kurumaktan çekildi. Gece uyurken bedenim yorgun, ruhum dinç. Bu bir tezat değildi, harflere sakladığım şifre; mutluluktu. Yazdıkça ve okudukça gururla ortada salınacak mutluluk. Yaz ortasında mevsimin adı harman kondu.
Read More

8 Nisan 2015 Çarşamba

Kendimi kendime anlattım...

Dünyanın renklendiğini düşünmeye başlamıştı. Güne daha mutlu uyanıp, sebepsiz neşenin varlığına alışmaya başlamıştı. Yüzüne yerleşen bir tebessüm, kalbinden dalga dalga yayılıyordu. Mana bulamadığı her şey şimdi mecazlara dahi sığmıyordu. Kalbinin içine yerleşen bu neşenin sinyallerini takip edip kaynağını bulmalıydı, bu kadar iyi hissetmenin adı ne idi? Renklerin cümbüşü kalbinde neşe festivalleri yapacak kadar kalabalıktı. Rengârenk bir ruh hâli. Tüm küçük detaylar silinmişti, hayatının geneline yayılan bir enerji artışını gümbür gümbür hissediyordu.

Kalbindeki bu değişimin adını anmaktan korkuyordu. Telaffuz ederse eğer, bulutların kaplamasından, yüreğinden gökkuşağının eksilmesinden korkuyordu. Hayatına giren bu dev mutluluğun adını zikretmedi ama ne olduğunu iyi biliyordu. Bu mutluluk, kendisinin en büyük sırrı olacaktı. Aşk saklandıkça büyürdü ya, aşk sarmaşıktı sarardı ya oysa daha şimdiden kalbinin her köşesi rengârenk yaz bahçelerine dönmüştü. Hayatında yankılanan boşluğun bir anda kapanıp, neşeden yana bereketli bir kalbin müsebbibi olmuştu aşk...
Read More

9 Mart 2015 Pazartesi

Mucize Kadınlar...

Migros Ailesi olarak çok iyi biliyoruz ki, bir yere kadın eli değdi mi orada imkansız diye bir şey yoktur. Bizler de 9.000 kadın çalışanımızla, Türkiye’nin en çok kadın çalışanına sahip şirketlerinden biri olarak, içimizde fark yaratan 5 kadın çalışanımızı seçtik ve yanımıza da Türkiye’de fark yaratmış 5 öncü kadın rol modelini aldık. Her biri alanlarında fark yaratmış ve yeniliklere imza atmış Mucize Kadınlarımızın hikayelerini, Türkiye’de fark yaratmış yazarımız Ayşe Arman’ın kaleminden paylaşarak, siz değerli müşterilerimize sunuyoruz.

8 Mart’tan itibaren, #KadinEliDeğince hikayeleri ile Ayşe Arman’ın röportajlarını okumak için tüm Migros mağazalarımızdan “Mucize Kadınlar” dergimizi ücretsiz alabilir veya online olarak dergimize http://www.migros.com.tr/dunya_kadinlar_gunu sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Paylaşmak ve fark yaratmak hepimize iyi gelecek! Fark yaratan hikayelerinizi, hep birlikte paylaşmak için #KadinEliDeğince hashtagi ile tweetlerinizi bekliyoruz. 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’müz kutlu ve mutlu olsun!

https://twitter.com/Migros_Turkiye

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Read More

4 Mart 2015 Çarşamba

Düğüm

"Hayat ile hata iç içedir." Hataların yönlendirdiği yollar karmaşıktır ama sonunda aydınlığa çıkar. Herkes en zayıf olduğu yönden sınanır. Ve sonunda düğümler çözüle çözüle ömür, bebeklik çağlarına geri döner. İnsan başladığı noktaya döner.Bu döngü çoğu zaman insanın kendisini bulması adına olduğu yerde takılabilir.
Read More

29 Ocak 2015 Perşembe

Ölüm








Arif isen etme bu fânî cihâna i'tibâr / Görmedi kimse vefâsın olmadı hîç pâyidâr / Kimseye bu dâr-ı mihnet olmadı dârü'l-emân / Sen emîn olma göñül bend etme zinhâr zinhâr





Ölüm, dev sessizliğe açılan pencere. Gidenin ardından kalanların yutkunduğu kelimeler. Ve kelimelerin akıttığı gözyaşları...

Ölüm bir boşluk. Dün var olanın bugün gittiğini anımsamak. Her kalpte bırakılan bir hayal. Ölüm, gözleri bir noktaya kilitleyip düşünmek ve çokça özlemek.

Ölüm bir ayrılık ve kayboluş. Toprağın üstünü örttüğü bedene hakimiyetini seyrediş. Anıların mihmandarlığında hüzne yürüyüş. Her gün bir adım daha yaklaşırken sona, bir başka sonun acısıyla demlenmek...

Bir selanın yükselişinde binlerce vedayı izlemek. Buğulu bakışlarla geçmişi izlemek. Bir bedende son bulan nefesi düşünüp derin derin iç geçirmek. Ve ölümün kol gezdiği sessizliğe kulak vermek.

Ve ölüm ızdırabın her türlüsünü kalplerde eritirken sığınmak, rahmeti ummak... Toprağın koynuna aldığı emanetine dualar mırıldanmak. Ölüm canı ruhtan bilmek. Ruhu kalbe nakşetmek...

Ölüm, veda kervanına katılıp göçmek. Ölüm bir varış, ölüm acıdan yeniden doğuş...



Read More

14 Kasım 2014 Cuma

"Sende Kalan"

Gittiğim yerlere beni bırakmayan ezbere bildiğim satırları işledim. Ruhumda renklerin akisi, dilimde narin bir tını. Sonsuza bıraktığım benden esintiler. Yürüdüğüm yollarda fark etmediğim tablolar asılı.

Kendini gözyaşlarından beslenen dört mevsimlik bir yaprakta büyütmüştü. ve gülüşlerine bir nebze suskunluklar saklamıştı. ve kalbini yanında taşıdığı sürece o yanındaydı.

Hissediyorum seni. Hava gibi değip uzaklaşıyor ellerin ellerime. Uzaklarda değilsin gibi. Kokun rüzgara karışmış, gül yaprakları saçıyor, bakınıyorum etrafıma.

Seni unutmak değil niyeti, öyle olsa sol yanımda taşımazdı gözlerini. Sesini doğanın sessizliğindeki huzurda bulmazdı. Ayrılık aşkı besleyen köklü bir destan. Anlatanı bitmez.

Seni hayatıma nakşetmişim. Geceleri seni düşünürken sevgini ak sayfaya yazmışım. Mürekkebim seni anlatan cümlelerde ismine düğümlenmiş. Bakışlarınla aşkı ilk kez zikretmişim.

ve gönülleri fetheden, dikenleri güle değdiren, kimini lal kılan kimini bülbül gibi söyleten. Yazgısı mum gibi erimek iken yolunu aşk etrafında dönmek bilen.


Read More

13 Kasım 2014 Perşembe

Renk

Uzun soluklu sessizliklerde düşünmeli insan. Kendi kıyısına oturup düşüncelerini derin sularından çıkarmalı. İnandıklarına sahip çıkmak için kolları sıvamalı. Söylemde kalmamalı. İçinden gelenleri yazmalı. ve sonunda takvimlere notlar düşecek kadar kendini önemsemeli. Değişmeyen ne varsa ondan korkmalı. Korkuları ile yüzleşip rotasını oraya çevirmeli. Çünkü insan kendi hazinesini korkularının altında saklar. ve çok değil ara ara konuştuklarından kendine bir harita çıkarmalı. Ağızdan çıkan sözcüklerin onu imar eden taşlar olduğunu bilmeli. ve kendinden başka kimselere kızmayı bırakmalı. Sadece uzun soluklu düşünmeli ve kendini sevmeli. Kendini seven insan iyi olmayı başaracaktır. Gözlerine kendiyle imzaladığı barış anlaşmasının  ışığını yerleştirmeli ve hayatı bakışlarıyla renklendirmeli.
Read More

© Yazı Dünyam, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena